Anlaşmalı Boşanma Kararı Kesinleşmeden Bozulabilir mi? İstinaf, Protokolden Dönme ve Protokolün İptali

📅 19 Haziran 2022 🔄 Son güncelleme: 28 Ağustos 2026

Anlaşmalı boşanmada tarafların protokolü imzalaması, duruşmaya katılıp hâkim önünde protokolü kabul etmesi ve mahkemenin boşanmaya karar vermesi sürecin her durumda tamamlandığı anlamına gelmez. Boşanma hükmü kesinleşinceye kadar tarafların anlaşmalı boşanma iradesinin devam etmesi gerekir. Taraflardan biri karar kesinleşmeden önce boşanmanın mali sonuçları, velayet, nafaka, tazminat veya protokolün başka bir esaslı hükmü konusunda anlaşmadan dönerse, TMK m.166/3 kapsamında anlaşmalı boşanmanın dayandığı irade birliği ortadan kalkabilir.

Yargıtay’ın son yıllardaki kararları bu konuda istikrarlı bir çizgi izlemektedir. Duruşmada protokolün onaylanmış olması, tarafların karar kesinleşinceye kadar anlaşmadan dönmesini engellememektedir. Buna karşılık boşanma hükmü kesinleştikten sonra aynı serbestlik bulunmaz. Kesinleşmeden sonra “eşimin beni aldattığını öğrendim”, “protokol bana hileyle imzalatıldı”, “boşanmayı aslında göstermelik yapmıştık” veya “çocuğun biyolojik bağının farklı olduğunu öğrendim” gibi iddiaların her biri farklı hukuki koşullara tabidir ve kesinleşmiş boşanmayı kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

İçindekiler
  1. Anlaşmalı Boşanmadan Karar Kesinleşinceye Kadar Dönülebilir
  2. 2026 Tarihli Yargıtay Kararında Kesinleşmeden Önce Dönme Hakkı Yeniden Kabul Edildi
  3. Mahkeme Boşanmaya Karar Verdikten Sonra İstinafa Gidilebilir
  4. Dava Çekişmeli Başlayıp Anlaşmalıya, Sonra Yeniden Çekişmeliye Dönebilir
  5. Protokolün Yalnız Bir Maddesinden Vazgeçilmesi Anlaşmalı Boşanmayı Etkiler mi?
  6. Protokoldeki Tek Bir Geçersiz Madde Diğer Maddelerden Ayrılabilir
  7. Hâkim Protokolde Değişiklik Yaparsa Tarafların Kabulü Gerekir
  8. Protokol İmzalanırken Eşin Sadakatsizliği Bilinmiyorsa Kesinleşmeden Önce İstinaf Edilebilir
  9. Kesinleşmiş Anlaşmalı Boşanmadan Sonra Sadakatsizliğin Öğrenilmesi
  10. Protokolün Hileyle İmzalatıldığı İddiasında Yargıtay'da Görüş Ayrılığı Bulunuyor
  11. Baskı veya Tehdit Altında İmzalanan Protokolde de Delil Önemlidir
  12. Muvazaalı Anlaşmalı Boşanma Sonradan İptal Edilebilir mi?
  13. Anlaşmalı Boşanmadan Sonra Çocuğun Biyolojik Babasının Başka Biri Olduğunun Ortaya Çıkması
  14. Protokole Göre Ödenen Para Anlaşmalı Boşanma Gerçekleşmezse Geri İstenebilir
  15. Protokol Uyarınca Ev veya Araç Devredilmişse Sonuç İşlemin Hukuki Sebebine Göre Belirlenir
  16. Eşim Protokoldeki Yükümlülüğü Yerine Getirmediği İçin Kesinleşmiş Boşanma İptal Edilir mi?
  17. Anlaşmalı Boşanmadan Vazgeçmek ile Davadan Feragat Aynı İşlem Değildir
  18. Davayı Geri Almak da Anlaşmalı Boşanmadan Dönmekten Farklıdır
  19. Karar Kesinleşmeden Önce ve Kesinleştikten Sonra Hukuki Durum Aynı Değildir

Anlaşmalı Boşanmadan Karar Kesinleşinceye Kadar Dönülebilir

Anlaşmalı boşanmanın temelinde tarafların yalnız boşanmayı istemesi değil, boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu hakkında anlaşmış olmaları vardır. Bu anlaşmanın karar kesinleşinceye kadar devam etmesi gerekir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.04.2019 tarihli, 2017/2650 E., 2019/485 K. sayılı kararında, eşlerden birinin anlaşmalı boşanma hükmünü kanun yoluna taşıyarak anlaşma iradesinden dönmesi incelenmiştir. Yerel mahkeme, tarafların hâkim huzurunda protokolü kabul etmeleri nedeniyle bu irade beyanlarının artık kendilerini bağladığı görüşündeydi. Hukuk Genel Kurulu ise anlaşmalı boşanma kararı kesinleşinceye kadar eşlerin, boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumuna ilişkin düzenlemeler hakkındaki iradelerinden dönmelerini engelleyen bir kanun hükmü bulunmadığını kabul etmiştir.

Bu durumda boşanma davasının sona ermesi gerekmez. Taraflardan biri hâlen boşanmak istiyor ancak artık protokol şartlarını kabul etmiyorsa, uyuşmazlık çekişmeli boşanma hükümlerine göre devam eder. Kusur vakıaları, nafaka, maddi ve manevi tazminat, velayet ve diğer çekişmeli konular bu aşamadan sonra delilleriyle birlikte incelenebilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2020/4096 E., 2020/5051 K. sayılı kararında da anlaşmalı boşanma iradesinden dönülmesi üzerine taraflara çekişmeli boşanmanın gerektirdiği iddia, savunma ve delilleri ileri sürme imkânının tanınması gerektiği benimsenmiştir.

2026 Tarihli Yargıtay Kararında Kesinleşmeden Önce Dönme Hakkı Yeniden Kabul Edildi

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 18.02.2026 tarihli, 2025/9746 E., 2026/1856 K. sayılı kararı, anlaşmalı boşanma iradesinden dönme konusunda güncel uygulamayı göstermektedir.

Daire, anlaşmalı boşanma hükmü kesinleşinceye kadar tarafların boşanmanın mali sonuçları veya çocukların durumuna ilişkin anlaşmalarından dönmelerini engelleyen bir düzenleme bulunmadığını yeniden kabul etmiştir. Anlaşma iradesi ortadan kalktığında davanın TMK m.166/1-2 kapsamında değerlendirilmesi gerekir.

Bu nedenle duruşmada protokolü onaylamış bir eş, karar kesinleşmeden önce artık protokolü kabul etmediğini bildirdiğinde önce “hileye uğradım”, “yanıldım” veya “tehdit edildim” iddialarından birini kanıtlamak zorunda değildir. Kesinleşmemiş anlaşmalı boşanmanın devamı için gerekli ortak iradenin artık bulunmadığını açıklaması, anlaşmalı boşanmanın şartlarının yeniden değerlendirilmesini gerektirir.

Mahkeme Boşanmaya Karar Verdikten Sonra İstinafa Gidilebilir

Duruşmada kısa kararın açıklanmasıyla eşler hemen kesin olarak boşanmış sayılmaz. Gerekçeli kararın yazılması, taraflara usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi ve kanun yolu sürecinin tamamlanması gerekir.

Anlaşmalı boşanma kararına karşı istinaf süresi, gerekçeli kararın usulüne uygun tebliğinden itibaren iki haftadır. Taraflardan biri bu süre içinde kararı istinaf ederek artık anlaşmalı boşanma iradesinin bulunmadığını açıklayabilir.

Kararın henüz tebliğ edilmemiş olması hâlinde de istinaf süresinin başlayıp başlamadığı ayrıca değerlendirilir. Bunun yanında tarafların kanun yolundan geçerli biçimde feragat etmiş olmaları veya kararın başka bir nedenle kesinleşmiş bulunması hâlinde artık kesinleşmemiş hükme ilişkin dönme imkânından söz edilemez.

Bu nedenle anlaşmalı boşanma kararından sonra ilk incelenecek husus, yalnız duruşma tarihi değil, dosyadaki tebliğ ve kesinleşme durumudur.

Dava Çekişmeli Başlayıp Anlaşmalıya, Sonra Yeniden Çekişmeliye Dönebilir

Boşanma davasının başlangıçta çekişmeli açılmış olması, tarafların daha sonra anlaşarak TMK m.166/3 kapsamında boşanmalarına engel değildir. Aynı şekilde tarafların anlaşmalı boşanma aşamasına geçtikten sonra yeniden anlaşmazlığa düşmeleri de mümkündür.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 22.12.2025 tarihli, 2025/9205 E., 2025/11645 K. sayılı kararında bu mesele açık biçimde ele alınmıştır. Daire, anlaşmalı boşanma kararı kesinleşinceye kadar tarafların aynı dava içinde anlaşma iradesinden birden fazla kez dönmesini engelleyen bir kanuni düzenleme bulunmadığını kabul etmiştir.

Bir dava bu nedenle çekişmeli başlayıp tarafların sonradan anlaşmasıyla anlaşmalı boşanmaya dönüşebilir; anlaşma yeniden bozulduğunda aynı dosyada çekişmeli yargılama sürdürülebilir. Tarafların daha sonraki aşamada yeniden anlaşmaları da dosyanın geldiği usul aşaması ve koşulları çerçevesinde değerlendirilebilir.

Protokolün Yalnız Bir Maddesinden Vazgeçilmesi Anlaşmalı Boşanmayı Etkiler mi?

Taraflardan biri boşanmayı istemeye devam ettiği hâlde protokolün yalnız belirli bir hükmünü artık kabul etmeyebilir. Örneğin tazminat miktarını, yoksulluk nafakasını, çocuğun velayetini veya kişisel ilişki düzenini kabul etmekten vazgeçebilir.

Burada anlaşmalı boşanmanın bütünlüğüne bakılır. TMK m.166/3 bakımından eşlerin yalnız “boşanıyoruz” demeleri yeterli değildir. Boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu hakkında da hâkimin uygun bulacağı bir anlaşmanın mevcut olması gerekir.

Bu nedenle taraflardan biri karar kesinleşmeden önce protokolün esaslı bir maddesine itiraz etmişse, mahkeme o kişiyi istemediği hükme rağmen anlaşmalı boşanmaya zorlayamaz. Taraflar yeni bir düzenleme üzerinde tekrar anlaşabilirler. Anlaşma sağlanamazsa dava çekişmeli olarak devam eder. Mahkeme o maddeyi kendi iptal edip anlaşmalı boşanma sağlamaz.

Buna karşılık protokoldeki bir hükmün hukuken geçersiz olması ile taraflardan birinin sonradan o hükmü beğenmemesi birbirinden farklıdır. Geçersizlik hâlinde kısmi hükümsüzlük hükümleri ayrıca gündeme gelir.

Protokoldeki Tek Bir Geçersiz Madde Diğer Maddelerden Ayrılabilir

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 04.02.2014 tarihli, 2013/11644 E., 2014/1866 K. sayılı kararı protokolün yalnız belirli hükümlerinin geçersiz olması hâlinde ne yapılacağını göstermektedir.

Karara konu protokolde çocukların velayeti anneye bırakılmış, baba ile çocuklar arasında sınırlı kişisel ilişki düzenlenmiş ve baba ayrıca çocuklar ergin oluncaya kadar velayetin değiştirilmesini veya kişisel ilişkinin genişletilmesini talep etmeyeceğini kabul etmiştir.

Yargıtay, bir ebeveynin gelecekte velayet değişikliği veya kişisel ilişki düzenlemesi isteme hakkından peşinen vazgeçmesini hukuka uygun görmemiştir. Çünkü velayet ve kişisel ilişki çocuğun üstün yararıyla bağlantılıdır; yaşam koşullarının değişmesi hâlinde yeniden düzenlenebilir. Ebeveynin gelecekte dava açma imkânını tamamen ortadan kaldıran bir taahhüt medeni hakların kullanımını aşırı biçimde sınırlayabilir.

Daire daha sonra TBK m.27’deki kısmi hükümsüzlük ilkesini uygulamıştır. Protokoldeki belirli hükümlerin geçersiz olması, bütün protokolün her durumda geçersiz olmasını gerektirmez. Ancak geçersiz hüküm bulunmasaydı tarafların aynı protokolü kurmayacakları anlaşılıyorsa, geçersizlik anlaşmanın tamamını etkileyebilir.

Somut olayda Yargıtay, babanın ileride velayet ve kişisel ilişki konusunda dava açmayacağını kabul etmesinin anlaşmanın esaslı unsurlarından olduğu sonucuna ulaşmış ve yalnız bu cümleleri çıkararak anlaşmanın geri kalanını ayakta tutmamıştır.

Bu nedenle protokoldeki tek bir hüküm hukuken geçersizse, o hükmün protokolün geri kalanından ayrılıp ayrılamadığı ve tarafların o hüküm olmasa da aynı anlaşmayı yapıp yapmayacakları incelenir.

Annenin yeniden evlendiğinde velayetin otomatik babaya geçeceğine dair maddeler de benzer geçersizliktedir.

Hâkim Protokolde Değişiklik Yaparsa Tarafların Kabulü Gerekir

Anlaşmalı boşanma protokolü tarafların hazırladığı metin olmakla birlikte hâkim tarafından denetlenir. TMK m.166/3, hâkime tarafların ve çocukların menfaatlerini dikkate alarak protokolde gerekli gördüğü değişiklikleri yapma imkânı verir.

Ancak hâkimin değişiklik önermesi, değiştirilen hükmün tarafları kendiliğinden bağlayacağı anlamına gelmez.

Örneğin taraflar belirli bir iştirak nafakası üzerinde anlaşmış, hâkim çocuk yararına bu miktarın artırılmasını gerekli görmüş olabilir. Hâkimin önerdiği yeni düzenlemenin taraflarca da kabul edilmesi gerekir. Taraflardan biri değişikliği kabul etmiyorsa anlaşmalı boşanmanın irade birliği şartı gerçekleşmez.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2013/11644 E., 2014/1866 K. sayılı kararı ile Hukuk Genel Kurulunun 2017/2650 E., 2019/485 K. sayılı kararı bu ayrımın önemini ortaya koymaktadır.

Protokol İmzalanırken Eşin Sadakatsizliği Bilinmiyorsa Kesinleşmeden Önce İstinaf Edilebilir

Anlaşmalı boşanma protokolünü imzalayan eş, daha sonra evlilik devam ederken aldatıldığını öğrenebilir. Özellikle protokolde yüksek miktarda tazminattan feragat edilmiş veya diğer eşe önemli malvarlığı değerleri bırakılmışsa, “Bunu bilseydim bu koşulları kabul etmezdim” şeklinde uyuşmazlık çıkabilir.

Boşanma kararı henüz kesinleşmemişse bu kişinin önce sadakatsizliği ayrı bir davada kesinleştirip protokolün hükümsüzlüğünü sağlaması gerekmez. Kesinleşmemiş anlaşmalı boşanma kararını istinaf ederek anlaşma iradesinden döndüğünü bildirebilir.

Dosya çekişmeli boşanmaya döndüğünde sadakatsizlik vakıası, hukuka uygun delillerle birlikte boşanma sebebi ve kusur değerlendirmesi kapsamında ileri sürülebilir.

Buradaki belirleyici fark, sadakatsizliğin öğrenilmesinden çok boşanma hükmünün henüz kesinleşmemiş olmasıdır.

Kesinleşmiş Anlaşmalı Boşanmadan Sonra Sadakatsizliğin Öğrenilmesi

Karar kesinleştikten sonra aynı iddianın sonucu farklılaşır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 20.02.2024 tarihli, 2022/9430 E., 2024/978 K. sayılı kararında taraflar anlaşmalı boşanmış ve kanun yolundan feragat edilmesi üzerine hüküm kesinleşmiştir. Erkek daha sonra eski eşinin evlilik devam ederken başka erkeklerle ilişkileri olduğunu öğrendiğini ileri sürmüş; gerçeği bilseydi anlaşmalı boşanma sırasında kabul ettiği malvarlığı düzenlemelerini yapmayacağını savunmuştur.

Bu iddiaya dayanarak yargılamanın yenilenmesini, zina nedeniyle boşanmaya karar verilmesini ve maddi-manevi tazminat talep etmiştir.

Yargıtay, yargılamanın yenilenmesinin sınırlı sebeplere bağlı olağanüstü bir kanun yolu olduğunu dikkate almış ve talebin reddini onamıştır. Evlilik sırasında gerçekleşen sadakatsizliğin boşanma kesinleştikten sonra öğrenilmiş olması, somut olayda kesinleşmiş anlaşmalı boşanma hükmünün yeniden görülmesine imkân sağlayan bir yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak kabul edilmemiştir.

Bu karar, anlaşmalı boşanma kararının kesinleşmeden önce kanun yoluna götürülmesiyle, kesinleştikten sonra sonradan öğrenilen olaylara dayanılarak ortadan kaldırılmaya çalışılması arasındaki farkı açık biçimde göstermektedir.

Protokolün Hileyle İmzalatıldığı İddiasında Yargıtay’da Görüş Ayrılığı Bulunuyor

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 12.02.2024 tarihli, 2022/9307 E., 2024/755 K. sayılı kararında anlaşmalı boşanma protokolünün hileyle imzalatıldığı iddiası incelenmiştir.

Davacı kadın, karşı tarafın davranışları nedeniyle gerçek iradesine uygun olmayan bir protokol imzaladığını ve anlaşmalı boşanma kararının hile sonucunda elde edildiğini ileri sürerek kesinleşmiş boşanma hükmünün yargılamanın yenilenmesi yoluyla kaldırılmasını istemiştir.

İlk derece mahkemesi, anlaşmalı boşanmada hâkimin tarafları bizzat dinlediğini, eşlerin mahkeme huzurunda özgür iradeleriyle boşanmayı ve protokolü kabul ettiklerini belirterek talebi reddetmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi de irade sakatlığına ilişkin itirazların karar kesinleşmeden önce olağan kanun yollarında ileri sürülmesi gerektiği ve yargılamanın yenilenmesi sebeplerinin sınırlı olduğu gerekçesiyle sonucu değiştirmemiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi çoğunluğu ret kararını onamıştır.

Kararda karşı oy bulunması meseleyi ayrıca önemli hâle getirmektedir. Karşı oyda HMK m.375/1-h uyarınca lehine hüküm verilen tarafın hükme etkili hilesinin yargılamanın yenilenmesi sebebi olduğu, TBK m.36 kapsamında hileyle oluşturulan iradenin de bağlayıcılığının tartışılması gerektiği belirtilmiştir. Bu görüşe göre davacının ileri sürdüğü hile vakıaları ve sunduğu deliller hiç incelenmeden yalnız anlaşmalı boşanmanın hâkim huzurunda gerçekleştiğinden hareketle talebin reddedilmesi yeterli değildir.

Çoğunluk görüşü kesinleşmiş anlaşmalı boşanmanın korunmasını öne çıkarırken karşı oy, gerçekten hükme etkili bir hilenin varlığı hâlinde olağanüstü kanun yolunun işletilebileceğini savunmaktadır.

Bu tartışma, hile iddiasının karar kesinleşmeden önce ileri sürülmesinin neden çok daha önemli olduğunu göstermektedir. Kesinleşmeden önce tarafın anlaşma iradesinden dönmesi mümkünken, kesinleşmeden sonra yargılamanın yenilenmesinin sınırlı şartlarıyla karşılaşılmaktadır.

Baskı veya Tehdit Altında İmzalanan Protokolde de Delil Önemlidir

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 16.01.2024 tarihli, 2023/3292 E., 2024/207 K. sayılı kararında kadın, boşanma protokolünü ve kanun yolundan feragat belgesini fiziksel ve psikolojik baskı altında imzaladığını ileri sürmüştür.

Dosyada tarafların hâkim huzurunda protokolü bizzat onaylamaları, kararın kanun yolu incelemelerinden geçmesi ve iddia edilen baskı ve hilenin somut delillerle ortaya konulamaması dikkate alınarak yargılamanın yenilenmesi talebinin reddi onanmıştır.

Bu karar da “protokolü baskı altında imzaladım” şeklindeki soyut bir beyanın kesinleşmiş anlaşmalı boşanmayı ortadan kaldırmaya yetmediğini göstermektedir. İrade sakatlığının somut olay ve delillerle ortaya konulması gerekir.

Muvazaalı Anlaşmalı Boşanma Sonradan İptal Edilebilir mi?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 02.05.2023 tarihli, 2023/1165 E., 2023/2056 K. sayılı kararına konu olay sıra dışı olmasına rağmen anlaşmalı boşanma kararının sonradan “muvazaalıydı” iddiasıyla ortadan kaldırılması bakımından önemlidir.

Taraflar evlilik sırasında çocuk sahibi olamamış ve KKTC’de taşıyıcı annelik yöntemiyle bir çocuk dünyaya gelmiştir. Daha sonra anlaşmalı boşanmışlar ve çocukla ilgili velayet düzenlemesi protokole bağlanmıştır.

Erkek daha sonraki yargılamada boşanmanın gerçekte gerçek bir ayrılık amacı taşımadığını, kadının yurt dışında oturum elde edebilmesini sağlamak amacıyla muvazaalı biçimde anlaşmalı boşandıklarını ileri sürmüştür. Kendi anlatımına göre tarafların ortak amacı gerçek anlamda evlilik birliğini sona erdirmek değil, başka bir hukuki veya fiilî sonuç elde etmekti.

Erkek, kadının daha sonra kendisiyle ilişkisini kesmesi ve çocukla kişisel ilişki kurmasını güçleştirmesi üzerine daha önce verilen anlaşmalı boşanma kararının muvazaa nedeniyle iptalini ve velayet konusunda yeniden düzenleme yapılmasını istemiştir. Taşıyıcı annenin kimliğine ve genetik bağa ilişkin özellikleri de iddialarının dayanağı olarak ileri sürmüştür.

Mahkeme, boşanmanın mahkeme kararıyla gerçekleştiğini ve davacının bizzat içinde bulunduğunu ileri sürdüğü muvazaalı düzene dayanarak sonradan kendisi lehine sonuç elde etmeye çalışmasının dürüstlük kuralıyla bağdaşmadığını değerlendirmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin ret kararı Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/1165 E., 2023/2056 K. sayılı kararıyla onanmıştır.

Karardan, anlaşmalı boşanmanın muvazaalı olamayacağı şeklinde genel bir sonuç çıkarılmamalıdır. Ancak taraflardan birinin kendi anlatımına göre birlikte oluşturdukları muvazaalı boşanma düzenine dayanarak, şartlar kendi aleyhine değiştikten sonra kesinleşmiş boşanma hükmünü iptal ettirmeye çalışması korunmamıştır.

Velayet yönünden ise çocuğun üstün yararının değişen koşullara göre yeniden değerlendirilmesi başka bir hukuki yoldur. Velayet kararlarının değiştirilmesi ile kesinleşmiş boşanmanın muvazaa nedeniyle ortadan kaldırılması aynı dava değildir.

Anlaşmalı Boşanmadan Sonra Çocuğun Biyolojik Babasının Başka Biri Olduğunun Ortaya Çıkması

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.02.2021 tarihli, 2017/2493 E., 2021/108 K. sayılı kararı, anlaşmalı boşanma sırasında bilinmeyen ve sonradan ortaya çıkan bir olayın kesinleşmiş boşanma üzerindeki etkisinin nasıl değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.

Taraflar anlaşmalı olarak boşanmış, evlilik içerisinde doğan çocuk ortak çocuk olarak kabul edilmiştir. Erkek boşanma kesinleştikten sonra çocuğun biyolojik babasının kendisi olmadığını öğrenmiş ve soybağının reddi davası açmıştır. Bu dava sonunda çocukla arasında biyolojik soybağı bulunmadığı kesinleşmiştir.

Erkek bunun üzerine eski eşine karşı manevi tazminat istemiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ilk değerlendirmesinde anlaşmalı boşanma sırasında tarafların boşanmanın mali sonuçlarını tasfiye ettiklerini ve bu nedenle sadakatsizliğe dayanan yeni bir manevi tazminat talebinde bulunulamayacağını kabul etmiştir.

Hukuk Genel Kurulu ise talebin niteliğini farklı değerlendirmiştir. Erkeğin çocuğun kendisinden olmadığını boşanma sırasında bilmediğine, durumun ancak boşanma sonrasında açılan ve kesinleşen soybağının reddi davasıyla ortaya çıktığına dikkat çekmiştir.

Bu sebeple talep, TMK m.174 kapsamında boşanmanın fer’î sonucu olan manevi tazminat olarak değil, genel hükümlere dayalı bağımsız haksız fiil tazminatı olarak değerlendirilmiştir.

Karar anlaşmalı boşanmayı ortadan kaldırmamıştır. Boşanma kesinleşmiş olarak kalmıştır. Fakat tarafın boşanma sırasında bilmediği ve üzerinde bilinçli şekilde tasarrufta bulunduğu kabul edilemeyecek sonradan ortaya çıkan bir olayın ayrı bir dava hakkı doğurabileceği kabul edilmiştir.

Bu ayrım, kesinleşmiş anlaşmalı boşanmadan sonra ortaya çıkan her olayın boşanmayı yeniden açmayacağını; buna karşılık olayın niteliğine göre ayrı bir hukuki talebin doğabileceğini göstermektedir.

Protokole Göre Ödenen Para Anlaşmalı Boşanma Gerçekleşmezse Geri İstenebilir

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 20.06.2019 tarihli, 2018/5223 E., 2019/5642 K. sayılı kararında anlaşmalı boşanma amacıyla önceden yapılan para ödemesinin akıbeti incelenmiştir.

Taraflar anlaşmalı boşanmak üzere bir sözleşme düzenlemiş; erkek, kadın eşin duruşmaya katılıp boşanmayı kabul etmesi karşılığında 30.000 TL tazminat ödemeyi kabul etmiş ve parayı önceden kadının banka hesabına göndermiştir.

Kadın duruşmaya katılmamış, anlaşmalı boşanma gerçekleşmemiş ve boşanma davası çekişmeli olarak devam etmiştir.

Erkek daha sonra yalnız anlaşmalı boşanmanın gerçekleşmesi amacıyla ödediğini ileri sürdüğü 30.000 TL’nin iadesini istemiştir.

Mahkeme, ödemenin belirli bir hukuki sebebe bağlı olduğunu ve anlaşmalı boşanmanın gerçekleşmemesiyle bu sebebin ortadan kalktığını kabul etmiş; paranın sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesine karar vermiştir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi iade sonucunu korumuş, yalnız faizin başlangıç tarihini düzeltmiştir. Sebepsiz zenginleşenin iyi niyetli olduğu durumda faiz ödeme tarihinden değil temerrüt tarihinden itibaren yürütülmelidir. Dosyada noter ihtarıyla ödeme için süre verilmiş olduğundan temerrüt bu sürenin sonunda gerçekleşmiştir.

Bu karar, anlaşmalı boşanma henüz gerçekleşmeden protokol uyarınca para ödenmiş olması hâlinde anlaşmanın bozulmasının mali sonuçlarının ayrıca incelenebileceğini göstermektedir.

Protokol Uyarınca Ev veya Araç Devredilmişse Sonuç İşlemin Hukuki Sebebine Göre Belirlenir

Para ödemesiyle tapu devri aynı şekilde değerlendirilmez.

Eşlerden biri anlaşmalı boşanma gerçekleşmeden önce protokole güvenerek ev veya araç devretmişse önce işlemin hangi hukuki sebebe dayandığı belirlenmelidir. Devir yalnız anlaşmalı boşanmanın gerçekleşmesi şartıyla yapılmışsa ve bu şart gerçekleşmemişse sebepsiz zenginleşme veya başka iade hükümleri gündeme gelebilir.

Buna karşılık taşınmazın ayrıca mal rejiminin tasfiyesi kapsamında devredilmiş olması, bağış niteliği taşıması veya taraflar arasında farklı bir borcun ifasını oluşturması hâlinde değerlendirme değişir.

Bu nedenle anlaşmalı boşanmanın gerçekleşmemesi tek başına her malvarlığı devrinin kendiliğinden geri alınacağı anlamına gelmez.

Eşim Protokoldeki Yükümlülüğü Yerine Getirmediği İçin Kesinleşmiş Boşanma İptal Edilir mi?

Protokolün ihlal edilmesi ile boşanma hükmünün geçerliliği de birbirinden ayrılmalıdır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/7606 E., 2024/5727 K. sayılı kararında protokol hükümlerinin uygulanmasına ilişkin sorunların kesinleşmiş boşanma hükmünü sırf bu nedenle yeniden yargılama konusu hâline getirmeyeceği üzerinde durulmuştur.

Örneğin protokolde taşınmaz devri veya para ödeme borcu bulunmasına rağmen eş yükümlülüğünü yerine getirmemişse, şartları varsa edimin ifası veya ilgili alacağın tahsili istenir. Protokolün yerine getirilmemiş olması kesinleşmiş boşanmanın kendiliğinden ortadan kalkmasına neden olmaz.

Anlaşmalı Boşanmadan Vazgeçmek ile Davadan Feragat Aynı İşlem Değildir

Anlaşmalı boşanma iradesinden dönülmesi, davacının boşanmak istemediği anlamına gelmeyebilir.

Eş: “Artık protokoldeki şartlarla anlaşmalı boşanmak istemiyorum; eşimin kusurunu ileri sürerek çekişmeli boşanmak istiyorum.” dediğinde anlaşmalı boşanma iradesinden dönmektedir.

Davadan feragat ise HMK m.307 ve devamı anlamında davacının talep sonucundan tamamen veya kısmen vazgeçmesidir. Feragat karşı tarafın kabulüne bağlı olmaksızın sonuç doğurur ve kesin hüküm benzeri ağır sonuçları bulunmaktadır.

Bu ayrım özellikle daha sonra aynı olaylara dayanılarak yeni boşanma davası açılıp açılamayacağı bakımından önemlidir.

Davayı Geri Almak da Anlaşmalı Boşanmadan Dönmekten Farklıdır

HMK m.123 anlamındaki davanın geri alınması da başka bir usul işlemidir. Davacının davasını geri alması için kural olarak karşı tarafın açık rızası gerekir.

Anlaşmalı boşanma iradesinden dönülmesinde ise dava mutlaka ortadan kalkmaz. Taraflardan biri anlaşmayı artık kabul etmediğini söylerken aynı zamanda boşanma talebini sürdürebilir. Bu durumda mevcut davanın çekişmeli şekilde görülmesi gündeme gelir.

Bu nedenle mahkemeye sunulacak dilekçede yalnız “anlaşmalı boşanmadan vazgeçiyorum” demek yerine hangi sonucun istendiğinin açık olması önemlidir. Evliliğin devamı mı istenmektedir, yalnız protokol şartlarından mı dönülmektedir, yoksa boşanma talebi korunarak dosyanın çekişmeli görülmesi mi talep edilmektedir? Bu seçimlerin usul ve maddi hukuk bakımından sonuçları farklıdır.

Karar Kesinleşmeden Önce ve Kesinleştikten Sonra Hukuki Durum Aynı Değildir

Anlaşmalı boşanmayla ilgili uyuşmazlıkların önemli bölümü bu ayrım gözden kaçırıldığı için yanlış değerlendirilmektedir.

Kesinleşmemiş anlaşmalı boşanma kararında tarafların ortak iradesi hâlen önem taşır. Taraflardan birinin protokolden veya anlaşmalı boşanma iradesinden dönmesi hâlinde, Yargıtay’ın güncel içtihadı gereğince anlaşmalı boşanma hükmünün aynı şekilde kesinleştirilmesi mümkün olmaz ve uyuşmazlık çekişmeli yargılamaya taşınabilir.

Kesinleşmiş boşanma hükmünde ise artık kesin hüküm güvencesi devrededir. Sonradan sadakatsizlik öğrenilmesi, protokolden pişman olunması veya tarafların aslında farklı amaçla boşandıklarının ileri sürülmesi aynı sonucu doğurmaz.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2022/9430 E., 2024/978 K. sayılı kararında sonradan öğrenilen sadakatsizlik kesinleşmiş anlaşmalı boşanmayı yeniden açmamıştır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/1165 E., 2023/2056 K. sayılı kararında tarafın kendi ileri sürdüğü muvazaalı anlaşmalı boşanmaya dayanarak kesinleşmiş hükmü iptal ettirme talebi kabul edilmemiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2022/9307 E., 2024/755 K. sayılı hile kararında ise çoğunluk kesinleşmiş hükmün korunması yönünde karar verirken karşı oy gerçek ve hükme etkili hilenin yargılamanın yenilenmesi kapsamında araştırılması gerektiğini savunmuştur.

Hukuk Genel Kurulunun 2017/2493 E., 2021/108 K. sayılı kararı ise kesinleşmeden sonra öğrenilen her olayın hukuken tamamen sonuçsuz kalmadığını göstermektedir. Boşanma sırasında bilinmeyen bir vakıa, boşanmayı iptal ettirmese dahi şartları varsa genel hükümlere göre bağımsız bir tazminat veya başka bir dava hakkının doğmasına neden olabilir.

Anlaşmalı boşanma kararının kesinleşme anı bu nedenle yalnız nüfus kayıtlarının değiştiği teknik bir aşama değildir. Tarafların anlaşma iradesinden dönerek olağan kanun yollarını kullanabildiği dönem ile kesinleşmiş hükmün ancak sınırlı olağanüstü yollarla tartışılabildiği dönem arasındaki temel sınırı oluşturur.

İlginizi çekebilir:  Evliliğin İptali Nedir?

“Anlaşmalı Boşanma Kararı Kesinleşmeden Bozulabilir mi? İstinaf, Protokolden Dönme ve Protokolün İptali” üzerine bir yorum

  1. Merhaba ben Şubat ayı 16 da anlaşmalı boşandık imzalar atıldı, amma ben hala e-devlet de evli gözüküyorum boşanma dan sonra yani 1 ay sonra kaleme gıdıb imza atdım ,bu hâlde ben ne yapmalıyım kimliğimi degise bilirmiyim rica ediyorum bene yardımcı olun

Yorum yapın