Altın Davasında İspat Yükü Kimde? Ziynetlerin Alındığı ve Geri Verilmediği Nasıl İspatlanır?

📅 22 Şubat 2025 🔄 Son güncelleme: 25 Eylül 2026

Ziynet davalarında ispat yükü her dosyada aynı taraf üzerinde kalmaz. Kadın, altınların kocası tarafından alındığını ileri sürebilir; erkek ise ziynetlere hiç dokunmadığını ve kadının evden ayrılırken bunları yanında götürdüğünü savunabilir. Başka bir dosyada erkek altınları aldığını kabul eder ancak bunların ev, araba, düğün borcu veya başka bir aile giderinde kadının rızasıyla kullanıldığını söyler. Bir diğerinde ise “Altınları aldım fakat daha sonra geri verdim” savunması yapılabilir.

Bu nedenle ziynet davasında yalnız “ispat yükü kadında mı, erkekte mi?” sorusuna cevap aramak yeterli değildir. Önce hangi vakıanın çekişmeli olduğu belirlenmelidir. Ziynetlerin gerçekten var olup olmadığı, kime ait olduğu, davalıya teslim edilip edilmediği veya teslim alındığı kabul edilen ziynetlerin daha sonra iade edilip edilmediği farklı ispat konularıdır.

Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 190. maddesi uyarınca, kural olarak bir vakıadan kendi lehine hukuki sonuç çıkaran taraf o vakıayı ispatlamakla yükümlüdür. Ziynet uyuşmazlıklarında Yargıtay’ın ziynetlerin saklanması ve taşınmasına ilişkin değerlendirmeleri de bu genel ispat kuralıyla birlikte uygulanmaktadır.

İçindekiler
  1. Altın Davasında İspat Yükü Kimdedir?
  2. Dava Konusu Altının Kime Ait Olduğu Nasıl Belirlenir?
  3. Düğün Videosu ve Fotoğraflar Altın Davasında Neyi İspatlar?
  4. Altınların Düğünde Var Olduğunu İspatlamak Davayı Kazanmak İçin Yeterli midir?
  5. Altınların Mutlaka Düğünde Takılmış Olması Gerekir mi?
  6. Nişan, Kına ve Evlilikten Sonra Takılan Altınlar Geri İstenebilir mi?
  7. Nişan Bozulursa Takılan Altınlar ve Hediyeler Geri İstenebilir mi?
  8. Mevlüt, Doğum Günü ve Sünnette Çocuğa Takılan Altınlar Kime Aittir?
  9. Çocuğa Ait Altınların İadesini Kim İsteyebilir?
  10. Ziynet Davasında Tanıkla İspat Mümkün mü?
  11. Kadın “Altınlarımı Kocam Aldı” Derse İspat Yükü Erkeğe Geçer mi?
  12. Erkek “Altınları Hiç Almadım, Kadın Götürdü” Derse Kim İspatlar?
  13. Koca Altınları Aldığını Kabul Ederse İspat Yükü Kimde Olur?
  14. Kadının Altınların Kullanılmasına Rıza Göstermesi İade Hakkını Ortadan Kaldırır mı?
  15. Kadının Altınların Bozdurulmasına Rıza Göstermesi Bağış Sayılır mı?
  16. Altınlarla Araba Alındıysa Kadın Bileziklerini Geri İsteyebilir mi?
  17. Altınlarla Ev Alındıysa Kadın Ziynetlerini Geri İsteyebilir mi?
  18. Erkek “Altınları Aldım Ama Sonra Geri Verdim” Derse Kim İspatlar?
  19. Davalının Altınları Aldığını veya Kullandığını Kabul Etmesi Neden Önemlidir?
  20. Erkek Altınların Kendi Borçlarında Kullanıldığını İnkâr Ederse Kim İspatlar?
  21. Kadının Babaevine Altınsız Dönmesi Altınların Kocada Kaldığını İspatlar mı?
  22. Şiddet Nedeniyle Evden Ayrılan Kadın Altınların Evde Kaldığını Nasıl İspatlar?
  23. Altınlar Eşlerin Ortak Banka Kasasındaysa Kime Ait Sayılır?
  24. Altınların Kayınvalide veya Kayınpederin Banka Kasasına Konulduğu Nasıl İspatlanır?
  25. Kuyumcu ve Banka Kayıtları Altınların Bozdurulduğunu İspatlar mı?
  26. Ziynetler Bozdurulup Erkeğin Banka Hesabına Yatırılmışsa Ne Olur?
  27. WhatsApp Mesajları Altın Davasında Delil Olur mu?
  28. Altınları Kayınvalide veya Kayınpeder Aldıysa Kime Karşı Dava Açılır?
  29. Kayınvalide “Altınları Gelin Kendi İsteğiyle Bana Verdi” Derse Ne Olur?
  30. Ziynet Davasında Karşı İspat ile İspat Yükünün Yer Değiştirmesi Aynı Şey midir?
  31. Davalının Birbiriyle Çelişen Savunmaları Altın Davasında Nasıl Değerlendirilir?
  32. Ziynet Davasında Hangi Delil Neyi İspatlar?
  33. Düğün Videosu Bilirkişiye Gönderilirken Nelere Dikkat Edilmelidir?
  34. Davalının Cevap Dilekçesindeki Kabuller İspatı Nasıl Etkiler?
  35. Ziynet Davasında Yemin Deliline Ne Zaman Başvurulabilir?
  36. Altın Davasında İspat Yükü Hakkında Sık Sorulan Sorular
  37. Kaynakça
  38. Mevzuat
  39. Yargıtay Kararları

Altın Davasında İspat Yükü Kimdedir?

Kadın kendisine ait ziynetlerin erkek tarafından alındığını ve geri verilmediğini ileri sürüyorsa, kural olarak bu iddianın dayandığı vakıaları ispatlamalıdır. Bunun için öncelikle ziynetlerin gerçekten mevcut olduğu, ardından davalının hâkimiyetine geçtiği ortaya konulmalıdır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2020 tarihli, 2017/2-2443 E., 2020/918 K. sayılı kararında, ziynet eşyalarının kolaylıkla saklanabilen ve taşınabilen eşyalardan olduğu belirtilmiş; ziynet talep eden kadının dava konusu ziynetlerin varlığını ve bunların kendisinden alınarak geri verilmediğini ispatlaması gerektiği kabul edilmiştir. Kadın ziynetlerin kendisinden alınmadığını, ancak ortak konuttan ayrılırken bunları yanında götüremediğini ileri sürüyorsa, bu durumun da ayrıca ispatlanması gerekir.

Karara konu olayda kadın, sekiz bileziğin varlığını fotoğraflarla, bu bileziklerin bozdurularak ev alımında kullanıldığını ise tanık anlatımlarıyla ispatlamıştır. Buna karşılık talep ettiği 58 çeyrek ve 12 yarım altının varlığı kanıtlanamamıştır. Hukuk Genel Kurulu bu nedenle ziynetlerin tamamını aynı şekilde değerlendirmemiş; varlığı ve akıbeti ispatlanan bilezikler ile ispatlanamayan diğer altınları birbirinden ayırmıştır.

Bu ayrım ziynet davasının nasıl hazırlanması gerektiğini de gösterir. “Düğünde çok sayıda altın takıldı” şeklindeki genel bir anlatım yerine, hangi ziynetlerin talep edildiği, bunların varlığının hangi delille ortaya konulduğu ve daha sonra ne olduğunun nasıl ispatlandığı ayrı ayrı açıklanmalıdır.

Dava Konusu Altının Kime Ait Olduğu Nasıl Belirlenir?

Ziynetin varlığını ve kim tarafından alındığını tartışmadan önce, talep edilen altının davacıya ait olup olmadığı belirlenmelidir. Özellikle düğünde hem kadına hem erkeğe takı takılmışsa bu konu artık eski Yargıtay uygulamasına göre değerlendirilmemektedir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 04.04.2024 tarihli, 2023/5704 E., 2024/2402 K. sayılı kararıyla düğün takılarının aidiyeti konusunda önceki uygulama değiştirilmiştir. Buna göre öncelikle eşler arasında takıların paylaşımına ilişkin bir anlaşma bulunup bulunmadığına bakılır. Böyle bir anlaşma yoksa ispatlanan yerel örf ve âdet dikkate alınır. Bunların da bulunmaması hâlinde, ekonomik değer taşıyan şeyler kural olarak kime takılmış veya verilmişse ona ait kabul edilir. Karşı cinse özgü ziynetlerde eşyanın niteliği dikkate alınırken, ortak takı sandığı veya torbasına bırakılan ve her iki cinse de özgü ekonomik değerler bakımından ayrıca değerlendirme yapılır.

Bu yaklaşım Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 18.02.2025 tarihli, 2024/9259 E., 2025/1648 K. sayılı kararında da sürdürülmüştür.

Dolayısıyla güncel bir ziynet davasında yalnız kaç bilezik veya kaç çeyrek altın bulunduğu değil, bunların kime ait olduğu da ispatın bir parçasıdır. Erkeğe takılan bir çeyrek altın ile kadına özgü bir bilezik aidiyet bakımından aynı şekilde değerlendirilemez.

Düğün Videosu ve Fotoğraflar Altın Davasında Neyi İspatlar?

Düğün videosu ve fotoğraflar, ziynetlerin varlığını, türünü ve miktarını belirlemek bakımından önemli delillerdir. Görüntülerde kadının kolunda belirli sayıda bilezik bulunuyorsa veya takı merasiminde kendisine verilen çeyrek, yarım ya da tam altınlar seçilebiliyorsa, bunlar kuyumcu bilirkişisi tarafından incelenebilir.

Ancak görüntülerde açıkça seçilemeyen bir ziynetin türü veya gramajı varsayımla belirlenemez.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 18.02.2025 tarihli, 2024/9259 E., 2025/1648 K. sayılı kararında, bilirkişinin takı kesesine bırakılan bazı ekonomik değerlerin gram ve cinsini hangi görüntü veya veriye dayanarak tespit ettiğinin rapordan anlaşılamaması eleştirilmiştir. Bilirkişi değerlendirmesinin denetlenebilmesi için tespitin dayanağının açıkça gösterilmesi gerekir.

Düğün görüntülerinin ispat gücünün bir sınırı da vardır. Video, düğün tarihinde ziynetlerin mevcut olduğunu gösterebilir; ancak taraflar yıllar sonra ayrılmışsa bu ziynetlerin evlilik boyunca kimde kaldığını veya daha sonra kim tarafından alındığını tek başına ispatlamaz.

Altınların Düğünde Var Olduğunu İspatlamak Davayı Kazanmak İçin Yeterli midir?

Ziynetlerin varlığı ile bu ziynetlerin davalı tarafından alınması aynı vakıa değildir.

Kadın düğün videosuyla kendisine 15 bilezik takıldığını açık biçimde ispatlayabilir. Buna karşılık erkek, “Bilezikleri hiç almadım, kendisi muhafaza ediyordu ve evden ayrılırken yanında götürdü” şeklinde savunma yapıyorsa, düğün videosu yalnız bileziklerin düğün günü mevcut olduğunu gösterir. Bunların daha sonra erkek tarafından alındığı başka delillerle ortaya konulmalıdır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 23.12.2025 tarihli, 2024/10485 E., 2025/11756 K. sayılı kararında, kadın ziynetlerin erkek tarafından alındığını ileri sürmüş; ancak tanıkların bu konudaki bilgilerinin kadından duyduklarına dayandığı ve iddiayı destekleyen başka yeterli delil bulunmadığı kabul edilmiştir. Kadının yemin deliline de dayanmadığı dosyada, ziynetlerin erkek tarafından alındığı ispatlanamadığından kabul kararı bozulmuştur.

Bir tanığın kadının düğünde bilezik taktığını görmesi, ziynetlerin varlığını destekleyebilir. Aynı tanık bileziklerin daha sonra erkek tarafından alındığını görmemişse, yalnız kadından duyduğu bilgi bu ikinci vakıa bakımından aynı ispat gücüne sahip değildir.

Altınların Mutlaka Düğünde Takılmış Olması Gerekir mi?

Ziynet alacağı yalnız düğünde takılan altınlarla sınırlı değildir. Kadının evlenmeden önce sahip olduğu bilezikler, bekârlık dönemindeki birikimleriyle satın aldığı altınlar veya kendisine daha önce kişisel olarak verilen ziynetler de evlilik sırasında diğer eş tarafından alınmış ve geri verilmemiş olabilir.

Türk Medeni Kanunu’nun 220. maddesine göre mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan malvarlığı değerleri o eşin kişisel malıdır. Bu nedenle evlilikten önce edinilen ziynetlerde esas mesele bunların düğünde takılıp takılmadığı değil, davacıya ait olup olmadığı ve daha sonra davalının hâkimiyetine geçip geçmediğidir.

Kadın evlenmeden önce sahip olduğu dört bileziğin kocası tarafından alındığını ileri sürüyorsa, öncelikle bu bileziklerin kendisine ait olduğunu ve gerçekten mevcut olduğunu ispatlamalıdır. Evlilik öncesinde çekilmiş fotoğraf ve videolar, kuyumcu faturaları, banka hareketleri, satın alma kayıtları ve ziynetleri o dönemde bizzat görmüş tanıklar bu konuda delil olabilir.

Bunun ardından ziynetlerin davalı tarafından alındığının da ortaya konulması gerekir. Kadının yıllar önce bileziklere sahip olduğunu gösteren bir fotoğraf, bu bileziklerin daha sonra kocası tarafından alındığını kendiliğinden ispatlamaz. Teslimi gören tanıklar, tarafların mesajları, davalının ziynetleri aldığını veya kullandığını gösteren beyanları ve diğer somut deliller bu aşamada önem kazanır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 18.01.2024 tarihli, 2022/10666 E., 2024/388 K. sayılı kararına konu uyuşmazlıkta da kadın yalnız düğün ziynetlerini değil, kendi birikimiyle satın aldığı ziynetleri de talep etmiştir. Uyuşmazlık, ziynetlerin aidiyeti ve ispatı bakımından Türk Medeni Kanunu’nun 220 ve 222. maddeleri çerçevesinde değerlendirilmiştir.

Nişan, Kına ve Evlilikten Sonra Takılan Altınlar Geri İstenebilir mi?

Ziynet talebi düğün günüyle sınırlı değildir. Nişanda, kına gecesinde veya evlilik devam ederken eşlerden birine verilen ziynetler de kime ait oldukları ve daha sonra kimin elinde kaldıkları ispatlandığında iade talebine konu olabilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 21.05.2024 tarihli, 2024/3085 E., 2024/3672 K. sayılı kararına konu davada kadın, kendisine nişan ve düğünde takılan ziynetlerle düğünden sonra verilen ziynetleri birlikte talep etmiştir. Daire de uyuşmazlığı yalnız düğün günü takılan altınlarla sınırlı değerlendirmemiştir.

Ziynet talebinde bulunan kişinin mutlaka kadın olması da gerekmez. Güncel Yargıtay yaklaşımına göre, taraflar arasında farklı bir anlaşma veya ispatlanmış örf ve âdet bulunmadığı takdirde ekonomik değer taşıyan takılar kural olarak takıldıkları kişiye aittir.

Aynı 21.05.2024 tarihli, 2024/3085 E., 2024/3672 K. sayılı kararda, düğün CD’sinden 26 çeyrek altının 14’ünün kadına, 12’sinin erkeğe takıldığı belirlenmiş; erkeğe takılan 12 çeyrek altının erkeğin kişisel malı olduğu kabul edilmiştir.

Bu nedenle nişan veya kınada erkeğe takılmış ve erkeğe ait olduğu belirlenen altınların daha sonra kadın veya kadının ailesi tarafından alınması hâlinde erkek de iade talebinde bulunabilir. Kadın da nişanda, kınada veya evlilik başladıktan sonra kendisine verilen ziynetlerin davalı tarafından alınması hâlinde bunları talep edebilir.

Nişan Bozulursa Takılan Altınlar ve Hediyeler Geri İstenebilir mi?

Nişanlılık evlenme gerçekleşmeden sona ermişse, verilen hediyeler boşanma sonrasında gündeme gelen ziynet alacağından farklı kurallara tabidir.

Türk Medeni Kanunu’nun 122. maddesine göre nişanlılığın evlenme dışında bir sebeple sona ermesi hâlinde, nişanlıların birbirlerine veya anne ve babalarının ya da onlar gibi davranan kişilerin diğer nişanlıya verdikleri alışılmışın dışındaki hediyeler geri istenebilir. Hediyenin aynen veya mislen geri verilmesi mümkün değilse sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre bedelinin talep edilmesi mümkündür.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 14.11.2018 tarihli, 2017/2557 E., 2018/11559 K. sayılı kararında, alışılmışın dışındaki nişan hediyelerinin geri verilmesinde nişanın hangi tarafın kusuruyla sona erdiğinin belirleyici olmadığı; altın ve ziynetlerin de kural olarak iade edilebilecek hediyeler arasında bulunduğu kabul edilmiştir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 20.10.2014 tarihli, 2014/14502 E., 2014/13573 K. sayılı kararında ise nişan yüzüğü ile kullanılmakla eskiyen veya tüketilen olağan hediyeler ile diğer ziynetler arasında ayrım yapılmıştır.

İade isteyen taraf, hediyenin nişan nedeniyle karşı tarafa verildiğini ve nişan sona erdikten sonra geri verilmediğini ispatlamalıdır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 30.10.2018 tarihli, 2017/158 E., 2018/10751 K. sayılı kararında da bu ispat yüküne dikkat çekilmiştir.

Nişanın sona ermesinden doğan talepler bakımından süre de önemlidir. Türk Medeni Kanunu’nun 123. maddesine göre bu dava hakları, nişanlılığın sona ermesinden itibaren bir yıl içinde zamanaşımına uğrar.

Mevlüt, Doğum Günü ve Sünnette Çocuğa Takılan Altınlar Kime Aittir?

Doğum, mevlüt, yaş günü veya sünnet sırasında doğrudan çocuğa ya da çocuk adına verilen altınlar çocuğun malvarlığına aittir. Anne veya babanın bu ziynetleri muhafaza etmesi, onların altınların sahibi olduğu anlamına gelmez.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 23.05.2024 tarihli, 2023/9439 E., 2024/3771 K. sayılı kararına konu olayda baba, ortak çocuğa sünnet düğününde takılan 25 adet küçük altının anne tarafından kendisine verilmesini istemiştir. Sünnet ve yaş günlerinde çocuğa takılan altınların çocuğun malı olduğu ve eşler arasındaki ziynet alacağı kapsamında değerlendirilemeyeceği kabul edilmiş; babanın talebinin reddi Yargıtay tarafından da yerinde bulunmuştur.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 24.04.2024 tarihli, 2022/10924 E., 2024/2773 K. sayılı kararında ise ortak çocuğun doğumunda takılan 10 çeyrek altın kadın tarafından kendi ziynet talebine dâhil edilmiştir. Daire, çocuğun doğumunda takılan altınların çocuğun malvarlığına ait olduğunu belirterek bunların anne lehine hüküm altına alınmasını doğru bulmamıştır.

Bu nedenle çocuğa verilen ziynetleri anne kendi ziynet alacağına, baba da kendi malvarlığına dâhil ederek isteyemez. Altının hangi törende takıldığından çok, kime hediye edildiği önem taşır.

Anne ve baba çocuk küçükken çocuğun mallarını velâyet hükümleri çerçevesinde yönetebilir. Ancak bu yönetim yetkisi onlara mülkiyet kazandırmaz.

Çocuğa Ait Altınların İadesini Kim İsteyebilir?

Çocuğa ait altınlar anne veya babanın kendi malı olmadığından, iade talebi de kural olarak çocuk adına ileri sürülmelidir.

Çocuk küçükse velâyet hakkına sahip anne veya baba, Türk Medeni Kanunu’nun 342. maddesindeki yasal temsil yetkisi çerçevesinde çocuk adına dava açabilir. Çocuk mallarının yönetimine ilişkin Türk Medeni Kanunu’nun 352. maddesi de bu yetkinin mülkiyet değil yönetim ve temsil hakkından kaynaklandığını göstermektedir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 11.06.2013 tarihli, 2013/8283 E., 2013/10249 K. sayılı kararında, anne ortak çocuğun doğumunda çocuğa takılan bileklik ve altınları kendi adına talep etmiştir. Yargıtay, ziynetlerin çocuğa ait olması nedeniyle annenin bunları kendi adına isteyemeyeceğini, çocuk adına bir talepte bulunulacaksa davanın velâyeten açılması gerektiğini kabul etmiştir. Somut olayda velâyet babada bulunduğundan annenin çocuk adına da talepte bulunamayacağı belirtilmiştir.

Çocuk ergin olmuşsa artık velâyete dayalı temsil söz konusu değildir. İade talebi, malın sahibi olan ergin çocuk tarafından ileri sürülür. Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 23.05.2024 tarihli, 2023/9439 E., 2024/3771 K. sayılı kararında, ergin çocuğa ait sünnet ve yaş günü altınlarını babanın kendisi için talep etmesi kabul edilmemiştir.

Çocuğa ait altınların iadesi bizzat anne veya babadan istenecekse temsil bakımından ayrıca değerlendirme yapılması gerekir. Çocuğun menfaati ile onu temsil edecek ebeveynin menfaati çatışıyorsa, Türk Medeni Kanunu’nun 426/2. maddesi kapsamında temsil kayyımı atanması gündeme gelebilir.

Ziynet Davasında Tanıkla İspat Mümkün mü?

Ziynetlerin varlığı, kime teslim edildiği, kim tarafından alındığı veya nerede kullanıldığı tanık anlatımlarıyla ispatlanabilir. Ancak tanığın yalnızca taraflardan birinin iddiasını tekrar etmesi ile olayı bizzat görerek anlatması aynı değerde değildir. Mahkeme, tanığın hangi ziynet hakkında bilgi sahibi olduğunu, bu bilgiyi nasıl edindiğini ve anlatımının dosyadaki diğer delillerle uyumlu olup olmadığını değerlendirmelidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 27.09.2023 tarihli, 2022/10390 E., 2023/4218 K. sayılı kararında, davacı tanıklarının anlatımlarıyla hem ziynetlerin varlığının hem de bunların düğünden sonra davalı erkeğin annesi tarafından alınıp kadına geri verilmediğinin ispatlandığı kabul edilmiştir. İlk derece mahkemesinin ispatın gerçekleşmediği gerekçesiyle verdiği ret kararı bu nedenle bozulmuştur.

Tanığın davacının annesi, babası, kardeşi veya başka bir yakını olması da beyanını kendiliğinden değersiz hâle getirmez. Önemli olan tanığın olay hakkında doğrudan bilgi sahibi olup olmadığıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.06.2020 tarihli, 2017/3-1055 E., 2020/367 K. sayılı kararında, ispat yükü kadın üzerinde bulunmasına rağmen davalı erkeğin babası ve kardeşinin anlatımları ziynetlerin erkeğe teslim edildiğini doğrulamış ve kadının iddiasını ispatladığı kabul edilmiştir.

Benzer şekilde Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 20.11.2025 tarihli, 2025/1682 E., 2025/9985 K. sayılı kararında, kadının babasının doğrudan bilgisine dayanan anlatımıyla belirli ziynetlerin erkek tarafından alındığı kabul edilmiştir. Buna karşılık kadının evde kaldığını ileri sürdüğü diğer ziynetler aynı tanık beyanına dayanılarak kendiliğinden kabul edilmemiş, bu ziynetlerin akıbeti ayrıca incelenmiştir.

Duyuma Dayalı Tanık Beyanı Yeterli Olur mu?

Tanığın “Kızım bana kocasının bileziklerini aldığını söyledi” şeklindeki anlatımı ile bileziklerin teslim edildiği sırada orada bulunarak olayı görmesi arasında önemli bir fark vardır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 15.05.2024 tarihli, 2023/1381 E., 2024/3494 K. sayılı kararında, ziynetlerin davalılar tarafından alındığını kanıtlamak için dayanılan tanık anlatımlarının soyut ve davacıdan duyuma dayalı olduğu kabul edilmiş ve ziynet talebinin reddine ilişkin karar yerinde bulunmuştur.

Aynı yönde Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 23.12.2025 tarihli, 2024/10485 E., 2025/11756 K. sayılı kararında da kadının tanıklarının ziynetlerin erkek tarafından alındığına ilişkin bilgilerinin kadından duyduklarına dayandığı, iddiayı doğrulayan başka yeterli delil bulunmadığı belirtilmiştir. Kadının yemin deliline de dayanmaması nedeniyle ziynetlerin erkek tarafından alındığı ispatlanmış sayılmamıştır.

Bu nedenle tanığın yalnız “altınları kocası aldı” demesiyle yetinilmemeli; teslimi veya alınmayı görüp görmediği, olayın nerede gerçekleştiği ve hangi ziynetlerden söz ettiği açıklığa kavuşturulmalıdır.

Tanık Takı Kutusunu Gördüyse İçindeki Bütün Altınları da Görmüş Sayılır mı?

Bir tanığın takı kutusunun bir kişi tarafından alındığını veya başka bir kişiye teslim edildiğini görmesi, kutunun içinde dava dilekçesinde sayılan bütün ziynetlerin bulunduğunu tek başına ispatlamaz. Tanığın kutunun içini görüp görmediği ve gördüyse hangi ziynetleri ayırt edebildiği ayrıca önem taşır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 27.02.2024 tarihli, 2023/8751 E., 2024/1231 K. sayılı kararında, kutu içerisindeki ziynetleri kadının alarak götürdüğünü söyleyen tanığın, kutunun içindeki ziynetlerin nitelik, cins ve sayılarını gerçekten görüp görmediğinin ayrıntılı biçimde açıklattırılması gerektiği kabul edilmiştir. Aynı dosyada banka kasasına ilişkin iddianın yeterince araştırılmaması da eksik inceleme sayılmıştır.

Bu nedenle tanığın bir takı kutusunun alındığını görmesi, kutuda kaç bilezik veya kaç çeyrek altın bulunduğunu da gördüğü anlamına gelmez.

Tanık Beyanı Düğün Videosu ve Fotoğraflarla Çelişirse Ne Olur?

Tanıkların bildirdiği ziynet miktarı ile düğün videosu, fotoğraflar veya bilirkişi raporu arasında önemli fark bulunuyorsa bu çelişkinin açıklığa kavuşturulması gerekir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 25.10.2022 tarihli, 2022/4686 E., 2022/8485 K. sayılı kararında, davacı tanıklarının bildirdiği ziynet ve para miktarı ile düğün CD’si ve fotoğraflara dayanılarak hazırlanan bilirkişi raporu arasında önemli farklılık bulunduğu belirlenmiştir. Daire, tanıkların yeniden dinlenerek bu farklılığın nedeninin açıklattırılması ve çelişki giderilmeye çalışıldıktan sonra karar verilmesi gerektiğini kabul ederek hükmü bozmuştur.

Tanık anlatımı bu nedenle düğün görüntülerinden bağımsız değerlendirilmemelidir. Tanığın hangi ziyneti bizzat gördüğü ile görüntülerden belirlenebilen ziynetlerin cins ve miktarı birlikte ele alınmalıdır.

Kadın “Altınlarımı Kocam Aldı” Derse İspat Yükü Erkeğe Geçer mi?

Kadının ziynetlerinin kocası tarafından alındığını söylemesi, tek başına ispat yükünü erkeğe geçirmez. Erkek ziynetleri hiç almadığını ve bunların kadında kaldığını savunuyorsa, kural olarak ziynetlerin davalı tarafından alındığını ispat yükü kadındadır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.06.2020 tarihli, 2017/3-1055 E., 2020/367 K. sayılı kararında, kadın düğünde kendisine takılan altınların evlilik devam ederken kocası tarafından çeşitli gerekçelerle ve daha sonra geri verileceği söylenerek alındığını ileri sürmüştür. Erkek ise ziynetleri hiç almadığını ve bunların kadında bulunduğunu savunmuştur.

Hukuk Genel Kurulu, davacının bu iddiasının davalı tarafından inkâr edilmesinin ispat yükünü kendiliğinden değiştirmediğini kabul etmiştir. Somut olayda kadın, davalı erkeğin babası ve kardeşinin anlatımlarıyla ziynetlerin erkeğe teslim edildiğini ayrıca ispatlamıştır.

Dolayısıyla davacının ispat yükünü taşıması, iddiasını yalnız kendi sunduğu delillerle kanıtlayabileceği anlamına gelmez. Karşı tarafın tanıkları veya dosyaya giren başka bir delil de davacı lehine sonuç doğurabilir.

Erkek “Altınları Hiç Almadım, Kadın Götürdü” Derse Kim İspatlar?

Erkek ziynetleri hiç teslim almadığını, bunların evlilik boyunca kadının muhafazasında bulunduğunu ve kadının ortak konuttan ayrılırken yanında götürdüğünü savunuyorsa, bu savunma kural olarak davacının ileri sürdüğü alma vakıasının inkârıdır.

Bu durumda kadın, ziynetlerin davalı tarafından alındığını veya ortak konuttan ayrılırken bunları yanında götürmesinin mümkün olmadığını ispatlamak durumundadır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.06.2020 tarihli, 2017/3-1055 E., 2020/367 K. sayılı kararı salt inkârın ispat yükünü davalıya geçirmediğini ortaya koymaktadır. 18.11.2020 tarihli, 2017/2-2443 E., 2020/918 K. sayılı kararda ise ziynetlerin varlığı ile bunların kadında bulunmamasının ve akıbetinin ayrı ayrı ispatlanması gerektiği kabul edilmiştir.

Koca Altınları Aldığını Kabul Ederse İspat Yükü Kimde Olur?

Erkeğin ziynetleri hiç almadığını savunmasıyla, ziynetleri teslim aldığını veya kullandığını kabul etmesi aynı ispat sonucunu doğurmaz.

Davalı “Bilezikleri aldım ama sonra kendisine geri verdim”, “Altınları kasaya koydum”, “Ziynetleri bozdurup düğün borcunda kullandık” veya “Araba alırken bilezikleri bozdurduk” şeklinde savunma yapıyorsa, ziynetlerin onun hâkimiyetine geçtiği veya kullanıldığı vakıası artık çekişmeli olmaktan çıkabilir. Bundan sonra davalının ileri sürdüğü iade, geri istememe veya borcu sona erdiren başka bir vakıanın ispatı önem kazanır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.11.2020 tarihli, 2017/3-1509 E., 2020/863 K. sayılı kararında, davalı erkek ziynetlerin bir bölümünün banka kasasına konulduğunu, bir bölümünün ise kadının rızasıyla düğün masraflarında kullanıldığını savunmuştur. Hukuk Genel Kurulu, ziynetlerin teslim alındığı veya kullanıldığı kabul edildiğinde, bunların kadın tarafından geri alınmamak üzere verildiğini ispat yükünün davalıda olduğunu benimsemiştir.

Bu nedenle “Altınları hiç almadım” diyen davalı ile “Altınları aldım ancak geri verme yükümlülüğüm yok” diyen davalının ispat durumu farklıdır. İkinci savunmada davalı, ziynetlerin kendisine geçtiğini kabul etmekte ve kendisini iadeden kurtaracak başka bir vakıaya dayanmaktadır.

Kadının Altınların Kullanılmasına Rıza Göstermesi İade Hakkını Ortadan Kaldırır mı?

Evlilik devam ederken kadın ziynetlerinin ev, araba, düğün borcu, kredi ödemesi veya başka bir aile ihtiyacında kullanılmasına rıza göstermiş olabilir. Ancak ziynetlerin kullanılmasına izin verilmiş olması, bunların mutlaka geri istenmemek üzere bırakıldığı anlamına gelmez.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.11.2020 tarihli, 2017/3-1509 E., 2020/863 K. sayılı kararında, erkek ziynetlerin bir bölümünün kadının rızasıyla düğün masraflarında kullanıldığını kabul etmiştir. Hukuk Genel Kurulu, yalnızca kullanım için rıza gösterilmiş olmasını yeterli görmemiş; davalının ziynetlerin kadın tarafından geri alınmamak üzere verildiğini ispatlaması gerektiğini kabul etmiştir.

Somut olayda ise tanık anlatımlarından, belirli ziynetlerin düğün giderlerini karşılayan erkeğin kardeşine eşler tarafından birlikte ve doğrudan bu masrafların karşılığı olarak verildiği anlaşılmıştır. Bu nedenle Hukuk Genel Kurulu, söz konusu ziynetler bakımından davalının geri alınmamak üzere verildiği yönündeki ispat yükünü yerine getirdiği sonucuna ulaşmıştır.

Ziynetlerin aile giderinde kullanılması tek başına iade hakkının sona erdiğini göstermez. Ziynetlerin hangi koşullarda ve hangi iradeyle kullanıma bırakıldığı somut dosyanın delilleriyle belirlenmelidir.

Kadının Altınların Bozdurulmasına Rıza Göstermesi Bağış Sayılır mı?

Kadının bileziklerin bozdurulmasına rıza göstermesi, ziynetlerin ekonomik değerinden tamamen vazgeçtiği anlamına gelmez. Ziynetler evin peşinatında, araç alımında veya geçici bir aile ihtiyacında kullanılmak üzere bozdurulmuş olabilir.

Bu nedenle kadının bozdurma işlemine katılmış olması ile ziynetleri geri istememek üzere verdiğinin ispatlanması birbirinden ayrılmalıdır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 16.04.2024 tarihli, 2023/6153 E., 2024/2460 K. sayılı kararında, davalı erkek ziynetlerin bozdurularak yurt içi ve yurt dışı gezilerinde kullanıldığını kendi savunmasında açıklamıştır. Daire, ziynetlerin kullanıldığı vakıası kabul edilmiş olmakla birlikte, bunların kadın tarafından rızasıyla ve geri istenmemek üzere verildiğinin davalı tarafından ispatlanamadığını kabul etmiştir.

Altınlarla Araba Alındıysa Kadın Bileziklerini Geri İsteyebilir mi?

Ziynetlerin araç alımında kullanılması, kadının ziynet alacağının kendiliğinden sona ermesine yol açmaz. Davalı bileziklerin araç alımında kullanıldığını kabul ediyorsa, uyuşmazlık artık çoğu zaman bu kullanımın hangi koşullarda gerçekleştiği üzerinde yoğunlaşır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 04.02.2026 tarihli, 2025/7140 E., 2026/1076 K. sayılı kararında, yedi bileziğin araç alımında kullanıldığı davalı erkeğin beyanıyla belirlenmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, bileziklerin kadın tarafından geri istenmemek üzere verildiğini kabul ederek bu kalem yönünden talebi reddetmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ise davalının, araç alımında kullanılan bileziklerin kadın tarafından geri istenmemek üzere verildiğini ispatlayamadığını kabul etmiş ve yedi bilezik yönünden talebin kabul edilmesi gerektiğine karar vermiştir.

Araç aile içinde birlikte kullanılmış veya kadın araç alımına rıza göstermiş olsa dahi, ziynetlerden doğan iade talebinin sona erip ermediği ayrıca değerlendirilmelidir.

Altınlarla Ev Alındıysa Kadın Ziynetlerini Geri İsteyebilir mi?

Ziynetlerin ev alımında kullanıldığı dosyalarda da öncelikle hangi ziynetlerin bozdurulduğu ve bu bedelin evin alımında kullanılıp kullanılmadığı ispatlanmalıdır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2020 tarihli, 2017/2-2443 E., 2020/918 K. sayılı kararında, kadın ziynetlerinin bozdurularak ev alımında kullanıldığını ileri sürmüştür. Fotoğraflarla varlığı ispatlanan sekiz bileziğin, tanık anlatımlarıyla ev alımında kullanıldığı da kanıtlanmış ve bu bilezikler yönünden talebin kabulü gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

Aynı dosyada yer alan Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 06.04.2015 tarihli, 2014/21873 E., 2015/6631 K. sayılı bozma kararında da ziynetlerin ev alımında kullanılması ve geri verilmemesi karşısında, bunların geri istenmemek üzere verildiğinin iddia ve ispat edilmediği sürece iade yükümlülüğünün devam edeceği kabul edilmiştir.

Ziynetlerin kullanıldığı taşınmaz aynı zamanda mal rejiminin tasfiyesine konu ediliyorsa, ziynet alacağı ile değer artış payı veya diğer mal rejimi alacaklarının aynı ekonomik değer bakımından mükerrer tahsile yol açmaması ayrıca gözetilmelidir.

Erkek “Altınları Aldım Ama Sonra Geri Verdim” Derse Kim İspatlar?

Davalı ziynetleri teslim aldığını kabul edip daha sonra kadına geri verdiğini ileri sürüyorsa, teslim alma vakıası artık kural olarak çekişmeli değildir. Bu durumda davalıyı iade yükümlülüğünden kurtaracak olan vakıa, ziynetlerin sonradan kadına geri verilmiş olmasıdır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 04.04.2024 tarihli, 2023/5704 E., 2024/2402 K. sayılı kararında, kadın erkekten altınlarını getirmesini istediği mesajları dosyaya sunmuştur. Erkek tarafından inkâr edilmeyen mesajlarda davalının altınları getireceğini söylediği belirlenmiş, davalı daha sonra bilezikleri kadına teslim ettiğini savunmuştur.

Daire, bu savunma karşısında iade vakıasının davalı tarafından ispatlanması gerektiğini kabul etmiş; erkeğin ziynetlerin kendi uhdesinde bulunmadığını ve kadına teslim edildiğini kanıtlayamaması nedeniyle ziynet talebinin reddini doğru bulmamıştır.

Bu nedenle ziynetleri aldığını kabul eden davalının daha sonra yalnız “geri verdim” demesi yeterli değildir. İadenin gerçekleştiğini gösteren delillerin de dosyaya sunulması gerekir.

Davalının Altınları Aldığını veya Kullandığını Kabul Etmesi Neden Önemlidir?

Ziynet davalarında davalının kendi beyanları, uyuşmazlığın hangi vakıalar üzerinde devam edeceğini doğrudan etkileyebilir.

Davalının cevap dilekçesinde veya yargılama sırasında “Bilezikleri bozdurduk”, “Altınları araç alımında kullandık”, “Kasaya koyduk” veya “Daha sonra kendisine geri verdim” şeklinde açıklamalar yapması, ziynetlerin onun hâkimiyetine geçip geçmediğine ilişkin tartışmayı değiştirebilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 16.04.2024 tarihli, 2023/6153 E., 2024/2460 K. sayılı kararında, davalı erkeğin ziynetlerin bozdurulup gezilerde kullanıldığını kendi dilekçesinde açıklaması ispat değerlendirmesinde dikkate alınmıştır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 04.02.2026 tarihli, 2025/7140 E., 2026/1076 K. sayılı kararında da yedi bileziğin araç alımında kullanıldığı davalı tarafından kabul edilmiş ve uyuşmazlık, bu bileziklerin geri istenmemek üzere verilip verilmediği üzerinde çözülmüştür.

Bu nedenle cevap dilekçesi yalnız davalının talebin reddine yönelik savunması olarak değil, hangi maddi vakıaları kabul ettiği bakımından da dikkatle değerlendirilmelidir.

Erkek Altınların Kendi Borçlarında Kullanıldığını İnkâr Ederse Kim İspatlar?

Kadın ziynetlerin kocası tarafından alınarak onun kişisel borçlarında kullanıldığını ileri sürüyor, erkek ise ziynetleri hiç almadığını söylüyorsa, yalnız bu iddianın ileri sürülmesi ispat yükünü davalıya geçirmez. Kadın, ziynetlerin davalı tarafından alındığını ve ileri sürdüğü şekilde kullanıldığını ispatlamak durumundadır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 17.11.2025 tarihli, 2024/8517 E., 2025/9718 K. sayılı kararında, kadın ziynetlerin erkek tarafından alınarak onun borçları için bozdurulduğunu ileri sürmüş, ancak bu vakıaları sunduğu delillerle kanıtlayamamıştır. Daire, ziynetlerin erkek tarafından alındığı ve borçlarında kullanıldığı iddiasının ispatlanamadığını kabul etmiştir.

Buna karşılık erkek ziynetleri aldığını ve borç ödemesinde kullandığını kabul ederse teslim ve kullanım yönünden ispat durumu değişir. Davalı bu aşamada ziynetlerin geri istenmeyeceğini ileri sürüyorsa, kendisini iade yükümlülüğünden kurtaracak bu vakıayı ispatlaması gerekir.

Ziynet Eşyası Davasında, Düğünde Emanet Olarak Göstermelik Takılıp Sonradan Geri Alınan Altınların Durumu Nedir?

Kadının Babaevine Altınsız Dönmesi Altınların Kocada Kaldığını İspatlar mı?

Kadının ortak konuttan ayrıldıktan sonra babaevine ziynetleri olmadan gelmesi, dava açısından önem taşıyabilir; ancak bu durum tek başına altınların koca tarafından alındığını veya ortak konutta bırakıldığını ispatlamaya yetmez.

Tanığın “Kızımız eve geldiğinde üzerinde hiçbir altın yoktu” şeklindeki anlatımı, kadının babaevine geldiği sıradaki durumunu gösterir. Ziynetlerin bundan önce ne olduğu ise ayrı bir ispat konusudur. Altınların erkek tarafından alınmış, daha önce bozdurulmuş, ortak konutta bırakılmış veya başka bir yerde muhafaza edilmiş olması mümkündür.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 25.12.2025 tarihli, 2025/5656 E., 2025/12039 K. sayılı kararında, kadın ziynetlerinin çalınacağı söylenerek kendisinden zorla alındığını ve kayınvalidesi tarafından evden çıkarıldığı için altınlarını alma imkânı bulamadığını ileri sürmüştür. Kadının babaevine geldiğinde üzerinde ziynet bulunmadığını söyleyen tanık anlatımları ilk derece mahkemesince dikkate alınmışsa da Yargıtay, ziynetlerin zorla alındığı veya kadının bunları alamayacak şekilde ani olarak ortak konuttan ayrılmak zorunda kaldığı vakıalarının ayrıca ispatlanması gerektiğini kabul etmiştir.

Bu nedenle babaevine altınsız dönülmüş olması, diğer delillerle desteklenmediği sürece ziynetlerin kimde kaldığını tek başına belirlemez.

Şiddet Nedeniyle Evden Ayrılan Kadın Altınların Evde Kaldığını Nasıl İspatlar?

Şiddet, tehdit veya ani bir olay nedeniyle ortak konuttan ayrılmak, kadının ziynetlerini yanında götürememesini açıklayabilir. Ancak şiddetin varlığı ile ziynetlerin bu nedenle evde bırakılmış olması arasında somut bağlantı kurulmalıdır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 17.11.2025 tarihli, 2025/3480 E., 2025/9700 K. sayılı kararında, kadın şiddete uğradığı için ortak konuttan zorunlu şekilde ayrıldığını ve ziynetlerini yanında götüremediğini ileri sürmüştür. Daire, kadının hem şiddet nedeniyle zorunlu biçimde ayrıldığını hem de bu koşullar yüzünden ziynetlerini alma imkânı bulamadığını ispatlaması gerektiğini kabul etmiştir.

Böyle bir davada kolluk başvurusu, sağlık raporu, 6284 sayılı Kanun kapsamında verilmiş tedbir kararları, olay tarihindeki mesajlaşmalar ve ayrılışın nasıl gerçekleştiğini bilen tanıklar ziynet talebi bakımından da önem taşıyabilir. Bu deliller, kadının ortak konuttan hangi koşullarda çıktığını ve o sırada ziynetlerini yanına almasının fiilen mümkün olup olmadığını ortaya koymaya hizmet eder.

Kadının şiddete uğradığını ispatlaması tek başına bütün ziynetlerin evde kaldığını göstermez. Talep edilen ziynetlerle ayrılış koşulları arasındaki bağlantının da kurulması gerekir.

Altınlar Eşlerin Ortak Banka Kasasındaysa Kime Ait Sayılır?

Ziynetlerin eşlerin birlikte kullandığı banka kasasına konulması, kasanın içindeki altınların kendiliğinden ortak mülkiyete dönüşmesine yol açmaz. Kasanın kullanım şekli ile içindeki ziynetlerin mülkiyeti ayrı konulardır.

Kadına ait olduğu ispatlanan bileziklerin ortak kasada muhafaza edilmesi, yalnız bu nedenle erkeğe bu ziynetler üzerinde yarı pay kazandırmaz. Öncelikle kasaya hangi ziynetlerin konulduğu ve bunların kime ait olduğu belirlenmelidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 21.02.2024 tarihli, 2023/3571 E., 2024/1084 K. sayılı kararına konu olayda kadın, düğünde kendisine takılan ziynetlerin bulunduğunu ileri sürdüğü ortak banka kasasının kendisine tahsis edilmesini istemiştir. Banka kayıtlarından kasanın her iki eş tarafından da münferiden açılabildiği anlaşılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi, kasanın doğrudan kadına tahsis edilmesini hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle reddetmiş; kasada ziynet bulunup bulunmadığı ve varsa bunların kime ait olduğu meselesinin iade veya bedel talebinin esasının inceleneceği bir davada değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmiştir. Yargıtay da bu sonucu yerinde bulmuştur.

Dolayısıyla ortak kasa kullanılması, içindeki ziynetlerin de ortak olduğu anlamına gelmez. Ziynetlerin kime ait olduğu ayrıca ispatlanmalıdır.

Ortak Banka Kasasına Her İki Eş de Tek Başına Girebiliyorsa Kim Altınları Aldı Nasıl İspatlanır?

Her iki eşin de kasayı diğer eş olmadan açabilmesi hâlinde, ziynetlerin daha sonra kim tarafından kasadan çıkarıldığının belirlenmesi daha güç olabilir. Bu nedenle kasa ziyaret kayıtları ve tarafların erişim yetkisinin kapsamı önem kazanır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 15.05.2024 tarihli, 2023/4246 E., 2024/3496 K. sayılı kararında, kadın ziynetlerin erkek tarafından alındığını ileri sürmüştür. Bankadan gelen kayıtlarda kadının kasayı münferiden açma yetkisinin bulunduğu ve kasa ziyaret listesine göre kasaya son giren kişinin de kadın olduğu belirlenmiştir. Mahkeme bu kayıtları diğer delillerle birlikte değerlendirerek erkeğin ziynetleri aldığı iddiasının ispatlanamadığı sonucuna ulaşmış, Yargıtay da bu değerlendirmeyi yerinde bulmuştur.

Bu nedenle ortak kasada bulunan ziynetler bakımından yalnız “eşimin de kasaya erişimi vardı” demek yeterli olmayabilir. Kimin hangi tarihte kasaya girdiği, eşlerin kasayı tek başına açma yetkisinin bulunup bulunmadığı ve ziynetlerin hangi tarihten sonra kaybolduğu mümkün olduğu ölçüde belirlenmelidir.

Ortak Kasadaki Altınları Kocanın Aldığı İspatlanırsa Kadın İade İsteyebilir mi?

Kasanın iki eş tarafından kullanılıyor olması, kadının kendisine ait ziynetleri geri istemesine engel değildir. Kadına ait ziynetlerin ortak kasaya konulduğu ve daha sonra erkek tarafından kasadan alınarak geri verilmediği ispatlanırsa ziynet alacağı kabul edilebilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 30.05.2023 tarihli, 2022/10880 E., 2023/2739 K. sayılı kararında, tarafların düğün takıları banka kasasına konulmuş ve kadın kasadaki 10 bileziğin erkek tarafından alındığını ileri sürmüştür. İlk derece mahkemesi düğün fotoğrafları, bilirkişi incelemesi ve tanık anlatımlarını birlikte değerlendirerek kadına ait 10 bileziğin erkek tarafından kasadan alındığını ve geri verilmediğini kabul etmiştir. Yargıtay, erkeğin bu maddi tespite ilişkin temyiz itirazlarını yerinde görmemiş; bozmayı hükmün aynen iade ve bedel yönünden kuruluş biçimiyle sınırlı tutmuştur.

Bu karar, ortak kasaya erişim imkânının tek başına sonucu belirlemediğini göstermektedir. Somut deliller belirli ziynetlerin erkek tarafından alındığını ortaya koyuyorsa, kadının da kasaya erişim yetkisinin bulunması talebin reddini zorunlu kılmaz.

Ortak Banka Kasası İçin Hangi Kayıtlar İstenmelidir?

Ortak banka kasası bulunan bir ziynet uyuşmazlığında yalnız kasanın kimin adına kiralandığını öğrenmek yeterli olmayabilir. Bankadan;

  • kasa sözleşmesi,
  • kasayı açma yetkisi bulunan kişiler,
  • eşlerin kasayı birlikte mi yoksa münferiden mi açabildiği,
  • mevcutsa kasa ziyaret tarihleri getirtilerek diğer delillerle birlikte değerlendirilmelidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 21.02.2024 tarihli, 2023/3571 E., 2024/1084 K. ve 15.05.2024 tarihli, 2023/4246 E., 2024/3496 K. sayılı kararları, özellikle münferit erişim yetkisinin ve kasa kullanım kayıtlarının ziynet uyuşmazlıklarında önem taşıyabileceğini göstermektedir.

Altınların Kayınvalide veya Kayınpederin Banka Kasasına Konulduğu Nasıl İspatlanır?

Ziynetlerin düğünden sonra “evde durmasın”, “çalınmasın” veya “güvende olsun” denilerek kayınvalide ya da kayınpederin banka kasasına konulduğu ileri sürülüyorsa, kasanın varlığı ile ziynetlerin gerçekten o kasaya bırakıldığı birbirinden ayrılmalıdır.

Kasanın kimin adına olduğu, başka kimlerin giriş yetkisinin bulunduğu, ziynetlerin teslim edildiği tarihlerde kasaya kimlerin girdiği ve kadının kasaya erişim imkânının bulunup bulunmadığı banka kayıtlarından araştırılabilir. Tarafların mesajlarında kasadan veya altınların oraya bırakılmasından söz edilmesi ve teslim sırasında bulunan tanıkların anlatımları da bu iddiayı destekleyebilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 18.02.2025 tarihli, 2024/9259 E., 2025/1648 K. sayılı kararına konu uyuşmazlıkta da ziynetlerin davalı erkeğin babasına ait banka kasasına konulduğu ileri sürülmüş; ziynetlerin varlığı ve akıbetine ilişkin iddialar taraf beyanları, tanık anlatımları ve dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirilmiştir.

Banka kayıtlarının bir kişinin belirli tarihte kasaya girdiğini göstermesi, tek başına dava konusu bütün ziynetlerin o kasada bulunduğunu kanıtlamaz. Ziynetlerin kasaya konulduğuna ilişkin iddianın diğer delillerle de desteklenmesi gerekir.

Kuyumcu ve Banka Kayıtları Altınların Bozdurulduğunu İspatlar mı?

Ziynetlerin hangi kuyumcuda ve yaklaşık hangi tarihte bozdurulduğu biliniyorsa, kuyumcu kayıtları ile aynı döneme ait banka hareketleri altınların ekonomik akıbetinin belirlenmesinde önemli deliller olabilir.

Örneğin düğün görüntülerinden yedi bileziğin varlığı tespit edilmiş, tarafların mesajlarında bu bileziklerin bozdurulacağından söz edilmiş, hemen ardından erkeğin hesabına buna yakın bir tutar yatırılmış ve birkaç gün sonra araç satın alınmışsa, bu deliller birlikte değerlendirildiğinde ziynetlerin nasıl kullanıldığına ilişkin güçlü bir bağlantı kurulabilir.

Buna karşılık yalnız erkeğin banka hesabına yüksek miktarda para yatırılmış olması, bu paranın mutlaka kadının ziynetlerinden elde edildiğini göstermez. Para hareketinin ziynetlerin bozdurulmasıyla ilişkilendirilmesi gerekir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 04.02.2026 tarihli, 2025/7140 E., 2026/1076 K. sayılı kararında, yedi bileziğin araç alımında kullanıldığı davalının beyanı ve dosyadaki ödeme ilişkisiyle belirlenmiştir. Ziynetlerin araç alımında kullanıldığı kabul edildikten sonra uyuşmazlık, bunların kadın tarafından geri istenmemek üzere verilip verilmediği üzerinde çözülmüştür.

Ziynetler Bozdurulup Erkeğin Banka Hesabına Yatırılmışsa Ne Olur?

Kadına ait ziynetlerin bozdurularak elde edilen paranın erkek adına banka hesabına yatırılması, ziynet alacağını ortadan kaldırmaz. Ziynetlerin kadına ait olduğu ve bozdurma bedelinin erkeğin hesabına geçtiği ispatlanmışsa, altınların erkeğin hâkimiyetine geçip geçmediğine ilişkin tartışma büyük ölçüde sona erer. Bundan sonra ziynetlerin hangi amaçla kullanıldığı ve kadının bunları geri istememek üzere verip vermediği önem kazanır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 27.02.2024 tarihli, 2022/10989 E., 2024/1262 K. sayılı kararına konu dosyada düğünde takılan ziynetlerin kuyumcuda bozdurulduğu ve elde edilen paranın erkek adına açılan banka hesabına yatırıldığı belirlenmiştir. Aynı dosyadaki Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 04.03.2019 tarihli, 2018/3222 E., 2019/2070 K. sayılı bozma kararında, ziynetlerin bozdurularak erkek adına banka hesabına yatırılması karşısında, kadının bunları geri istememek üzere verdiğini ispat yükünün erkeğe ait olduğu kabul edilmiştir. Bozma sonrasında ziynet talebi kabul edilmiş ve bu hüküm 2024 tarihli kararla onanmıştır.

Kadının ziynetlerin bozdurulmasına rıza göstermiş olması da tek başına iade hakkından vazgeçtiği anlamına gelmez. Ziynetlerin birlikte kuyumcuya götürülmesi ile bunların karşılığının bir daha istenmeyeceğinin kabul edilmesi aynı hukuki sonucu doğurmaz.

Ziynet Bedelinin Erkeğin Vadeli Hesabına Yatırılması Sonucu Değiştirir mi?

Ziynetlerin bozdurulmasından elde edilen paranın erkeğin vadesiz hesabında tutulması veya daha sonra onun adına vadeli mevduata bağlanması, sırf hesabın erkeğin adına olması nedeniyle ziynet bedelini ona ait hâle getirmez. Paranın hangi kaynaktan geldiği belirlenmelidir.

Banka hareketlerinde ziynetlerin bozdurulduğu tarihle uyumlu bir para girişi bulunuyor ve bu tutarın hemen ardından vadeli hesaba aktarıldığı görülüyorsa, diğer delillerle birlikte ziynet bedelinin ekonomik hareketi takip edilebilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 27.02.2024 tarihli, 2022/10989 E., 2024/1262 K. sayılı kararında da ziynetlerin bozdurularak erkek adına banka hesabına yatırılmış olması uyuşmazlığın önemli maddi vakıalarından biri olarak değerlendirilmiştir.

Benzer şekilde Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 17.10.2023 tarihli, 2023/6017 E., 2023/4807 K. sayılı kararında, ziynetler bozdurularak bankadaki altın hesabına yatırılmış, hesaptaki 19.000 TL daha sonra erkeğin babasının borcunda kullanılmak üzere alınmıştır. Dosyadaki mesajlardan ziynet bedelinin erkek tarafından alındığı ve geri verilmediğinin anlaşılması üzerine kadının ziynet talebi kabul edilmiştir.

Banka Hesap Hareketlerinde Nelere Bakılmalıdır?

Ziynet bedelinin erkek hesabına aktarıldığı ileri sürülüyorsa yalnız hesabın güncel bakiyesine bakılması yeterli değildir. Ziynetlerin bozdurulduğu tarihten itibaren para hareketinin izlenmesi gerekir.

Hesaba hangi tarihte ne kadar para yatırıldığı, bu tutarın daha sonra vadeli hesaba aktarılıp aktarılmadığı, başka hesaba gönderilip gönderilmediği veya araç ve taşınmaz gibi bir alımda kullanılıp kullanılmadığı birlikte değerlendirilmelidir.

Örneğin ziynetlerin bozdurulduğu günün hemen ardından erkeğin hesabına buna yakın bir tutar yatırılmış ve para aynı gün vadeli mevduata aktarılmışsa, bu kayıt diğer delillerle birlikte ziynet bedelinin erkeğin hesabına geçtiğini destekleyebilir. Ancak hesapta yalnız benzer miktarda para bulunması yeterli değildir; para ile bozdurulan ziynetler arasında somut bağlantı kurulmalıdır.

Altınlar Bozdurulmuşsa Kadın Ne Talep Edebilir?

Ziynetlerin dava açılmadan önce bozdurulmuş olması iade talebini ortadan kaldırmaz. Talebin kuruluşuna göre ziynetlerin aynen iadesi, bunun mümkün olmaması hâlinde bedelinin tahsili istenebilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 27.02.2024 tarihli, 2022/10989 E., 2024/1262 K. sayılı kararına konu olayda ziynetler daha önce bozdurularak erkek adına banka hesabına yatırılmış olmasına rağmen mahkeme, belirlenen ziynetlerin aynen iadesine; bunun mümkün olmaması hâlinde bedellerinin tahsiline karar vermiş ve hüküm Yargıtay tarafından onanmıştır.

Talebin dava dilekçesinde nasıl kurulduğu burada önemlidir. Aynen iade ile belirli bir tarihteki TL karşılığının talep edilmesi, özellikle altın fiyatının yıllar içinde önemli ölçüde değiştiği dosyalarda aynı sonucu doğurmayabilir. Aynı kararda davacının talep biçimi nedeniyle taleple bağlılık kuralı da değerlendirilmiştir.

WhatsApp Mesajları Altın Davasında Delil Olur mu?

Taraflar arasındaki WhatsApp ve benzeri yazışmalar, ziynetlerin kim tarafından alındığını, nerede saklandığını, bozdurulup bozdurulmadığını veya daha sonra iade edilip edilmediğini ortaya koyabilir. Özellikle davalının ziynetlerin kendi eline geçtiğini kabul eden mesajları, ispatın yönünü değiştirebilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 04.04.2024 tarihli, 2023/5704 E., 2024/2402 K. sayılı kararında, kadın erkeğe altınlarını getirmesini istediği mesajları sunmuş; davalı tarafından inkâr edilmeyen yazışmalarda erkeğin altınları getireceğini söylediği belirlenmiştir. Davalı daha sonra ziynetleri kadına teslim ettiğini savununca uyuşmazlık, ziynetlerin daha önce onda bulunup bulunmadığından ziyade sonradan iade edilip edilmediği üzerinde toplanmıştır. Daire de iade vakıasının davalı tarafından ispatlanması gerektiğini kabul etmiştir.

Mesajlarda “Bilezikleri bozdurduk”, “Altınları kasaya koyduk”, “Arabada kullandık” veya “Sana geri vereceğim” gibi açıklamalar bulunması, davalının ziynetlerin akıbetine ilişkin kendi beyanını ortaya koyar. Bu nedenle mesajlar yalnız yardımcı delil olarak değil, bazı dosyalarda ziynetlerin davalının hâkimiyetine geçtiğini gösteren önemli bir delil olarak değerlendirilebilir.

WhatsApp Ekran Görüntüsü Tek Başına Yeterli midir?

Mesajın hangi numaradan gönderildiği, kime ait olduğu ve konuşmanın bütünü içinde ne ifade ettiği önemlidir. Karşı taraf yazışmayı inkâr etmiyorsa ispat daha kolay olabilir. Buna karşılık mesajın kendisine ait olmadığını, içeriğin değiştirildiğini veya konuşmanın eksik sunulduğunu ileri sürüyorsa ayrıca inceleme gerekebilir.

Bu nedenle yalnız uyuşmazlığa yarayan tek cümlenin ekran görüntüsünü saklamak yerine, mümkün olduğu ölçüde konuşmanın öncesi ve sonrasıyla birlikte muhafaza edilmesi daha sağlıklıdır. Ziynetlerin teslimi, miktarı veya kullanılması hakkında önemli bir kabul varsa orijinal yazışmanın bulunduğu telefonun da korunması ispat bakımından önem taşıyabilir.

Altınları Kayınvalide veya Kayınpeder Aldıysa Kime Karşı Dava Açılır?

Ziynetleri fiilen kayınvalide veya kayınpederin teslim almış olması hâlinde, kimin sorumlu tutulacağı yalnız akrabalık ilişkisine bakılarak belirlenemez. Ziyneti kimin aldığı, kimin hâkimiyetinde tuttuğu, kimin kullandığı ve eşin bu işlemde nasıl bir rol üstlendiği somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir.

Örneğin kayınpeder ziynetleri kendi borcu için bizzat almışsa, bu durum ile ziynetlerin kocanın talimatıyla yalnız muhafaza edilmek üzere kayınpedere bırakılması aynı hukuki ilişki değildir. Bu nedenle ispat yükü ile davanın kime yöneltileceği meselesi birbirinden ayrılmalıdır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 09.10.2024 tarihli, 2024/3958 E., 2024/7150 K. sayılı kararına konu olayda kadın ziynetleri kayınpederin kendi borcu nedeniyle aldığını ileri sürmüş; davalı erkek ise bu işlemden haberi olmadığını savunmuştur. Yargıtay, somut dosyada husumete ilişkin genel bir kural koymamış; davalı erkeğin cevap dilekçesinde yemin deliline dayanmasına rağmen yemin prosedürünün işletilmemesini eksik inceleme sayarak hükmü bozmuştur.

Bu nedenle kayınvalide veya kayınpederin ziynetleri aldığı her olayda kocanın otomatik olarak sorumlu olduğu ya da yalnız üçüncü kişiye dava açılması gerektiği söylenemez. Davalıların sorumluluğu, ziynetlerin teslim ve kullanım biçimine göre belirlenmelidir.

Kayınvalide “Altınları Gelin Kendi İsteğiyle Bana Verdi” Derse Ne Olur?

Kayınvalidenin ziynetleri teslim aldığını kabul etmesi hâlinde, ziynetlerin ona verilip verilmediği yönündeki uyuşmazlık büyük ölçüde ortadan kalkar. Bundan sonra teslimin hangi amaçla yapıldığı önem kazanır.

Ziynetlerin “evde durmasın”, “çalınmasın” veya “sakla” denilerek kayınvalideye bırakılması, mülkiyetin ona devredildiğini göstermez. Muhafaza amacıyla teslim edilen ziynetlerin sahibine geri verilmesi gerekir.

Buna karşılık kayınvalide, altınların kendisine geri istenmemek üzere verildiğini ileri sürüyorsa, kendisini iade yükümlülüğünden kurtaracak bu vakıayı ispatlamalıdır. Kadının ziynetleri kendi eliyle teslim etmiş olması, tek başına bağış yapıldığı veya geri isteme hakkından vazgeçildiği anlamına gelmez.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.11.2020 tarihli, 2017/3-1509 E., 2020/863 K. sayılı kararında, ziynetlerin teslim alındığı veya kullanıldığı kabul edildiğinde bunların geri alınmamak üzere verildiğini ileri süren tarafın bu vakıayı ispatlaması gerektiği benimsenmiştir. Bu ölçüt, ziynetlerin aile bireylerine hangi amaçla teslim edildiğinin belirlenmesi bakımından da önem taşır.

Ziynet Davasında Karşı İspat ile İspat Yükünün Yer Değiştirmesi Aynı Şey midir?

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 191. maddesi uyarınca, ispat yükünü taşımayan taraf da karşı tarafın ileri sürdüğü vakıanın doğru olmadığını göstermek amacıyla delil sunabilir. Davalının tanık göstermesi, mesaj veya başka bir delile dayanması tek başına ispat yükünün ona geçtiği anlamına gelmez.

Örneğin kadın bileziklerinin kocası tarafından alındığını ileri sürüyor, erkek ise ziynetleri hiç almadığını ve kadının evden ayrılırken yanında götürdüğünü savunuyorsa, kural olarak alma vakıasını ispat yükü kadındadır. Erkek de kadının iddiasını çürütmek amacıyla tanık veya başka deliller sunabilir. Bu durumda yaptığı şey karşı ispattır.

Erkek “Bilezikleri aldım, fakat daha sonra kendisine geri verdim” dediğinde ise farklı bir vakıa ileri sürmektedir. Ziynetlerin teslim alınması artık çekişmeli olmaktan çıkar ve uyuşmazlık bunların daha sonra iade edilip edilmediğine yönelir. Davalıyı borçtan kurtaracak iade vakıasının ispatı bu durumda davalıya düşer.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.06.2020 tarihli, 2017/3-1055 E., 2020/367 K. sayılı kararında, davalının ziynetleri hiç almadığını söylemesi nedeniyle ispat yükü davacıda kalmıştır. Buna karşılık Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 04.04.2024 tarihli, 2023/5704 E., 2024/2402 K. sayılı kararında, ziynetlerin daha önce davalının hâkimiyetine geçtiğini gösteren mesajlar ile sonradan ileri sürülen iade savunması birlikte değerlendirilmiş ve iade vakıasının davalı tarafından ispatlanması gerektiği kabul edilmiştir.

Davalının Birbiriyle Çelişen Savunmaları Altın Davasında Nasıl Değerlendirilir?

Davalının ziynetlerin akıbeti hakkında yargılamanın farklı aşamalarında yaptığı açıklamaların birbiriyle uyumlu olup olmadığı önemlidir.

Cevap dilekçesinde “Ziynetleri hiç almadım” diyen davalının daha sonra “Altınları birlikte bozdurup tatilde harcadık” şeklinde savunma yapması hâlinde iki açıklama aynı olay anlatımına dayanmaz. İlk savunma ziynetlerin davalının hâkimiyetine hiç geçmediğini ileri sürerken, ikinci savunma ziynetlerin bozdurulduğunu ve kullanıldığını kabul etmektedir.

Bu durumda beyanların hangi aşamada verildiği, sonraki açıklamanın önceki savunmayla bağdaşıp bağdaşmadığı ve ziynetlerin alınması veya kullanılması bakımından bir kabul içerip içermediği birlikte değerlendirilmelidir. Davalının bir yandan ziynetleri hiç teslim almadığını söyleyip diğer yandan bunların nerede ve nasıl harcandığını açıklaması, ispat değerlendirmesinde göz ardı edilmemelidir.

Ziynet Davasında Hangi Delil Neyi İspatlar?

Ziynet davasında bütün deliller aynı vakıayı ispatlamaz. Bir delilin neyi gösterdiği belirlenmeden yalnız “dosyada çok delil var” sonucuna dayanmak doğru değildir.

Düğün videosu ve fotoğraflar, öncelikle ziynetlerin belirli bir tarihte varlığını, türünü ve miktarını gösterebilir. Ancak yıllar sonra bunları kimin aldığı konusunda tek başına yeterli olmayabilir.

Doğrudan görgü sahibi tanık, ziynetlerin kime teslim edildiğini, kim tarafından alındığını veya bozdurulduğunu anlatabilir. Tanığın bilgisi yalnız taraflardan duyduklarına dayanıyorsa ispat gücü daha sınırlı olabilir.

WhatsApp ve diğer yazışmalar, taraflardan birinin ziynetleri aldığını, kullandığını, kasaya koyduğunu veya geri vereceğini kabul ettiğini gösterebilir.

Banka ve kuyumcu kayıtları, ziynetlerin bozdurulmasından sonra ortaya çıkan para hareketini ve bu bedelin daha sonra nasıl kullanıldığını belirlemeye yardımcı olabilir.

Banka kasası kayıtları, kasaya kimin erişim yetkisinin bulunduğunu ve hangi tarihlerde giriş yapıldığını gösterebilir. Ancak bir kişinin kasaya girmiş olması, kasada belirli sayıda ziynet bulunduğunu tek başına ispatlamaz.

Kolluk kayıtları, sağlık raporları ve 6284 sayılı Kanun kapsamında verilen kararlar, kadının ortak konuttan hangi koşullarda ayrıldığını gösterebilir ve ziynetlerini yanında götürmesinin mümkün olup olmadığının değerlendirilmesinde kullanılabilir.

Yemin delili ise diğer delillerle ispatlanamayan ve yeminle ispatı mümkün olan çekişmeli vakıalar bakımından, usulüne uygun biçimde dayanılmışsa önem kazanabilir.

Bu nedenle ziynet davasında delillerin sayısından çok, birbirini tamamlayıp tamamlamadığı önemlidir. Düğün videosuyla varlığı belirlenen bileziklerin, bir mesajla bozdurulduğunun kabul edilmesi ve aynı tarihlerde banka hesabına buna uygun bir para girişinin bulunması hâlinde birbirini destekleyen bir delil zinciri ortaya çıkabilir.

Buna karşılık düğün görüntüleri ziynetlerin varlığını açıkça gösterdiği hâlde, bunların daha sonra davalı tarafından alındığını ortaya koyan hiçbir delil bulunmayabilir. Böyle bir durumda ziynetlerin varlığı ile davalının sorumluluğu aynı ölçüde ispatlanmış olmaz.

Düğün Videosu Bilirkişiye Gönderilirken Nelere Dikkat Edilmelidir?

Düğün görüntülerinde görülen bilezik, set, çeyrek, yarım ve tam altınların cins ve miktarının belirlenmesi için kuyumcu bilirkişisinden rapor alınabilir. Ancak bilirkişi, görüntülerde seçilemeyen ziynetler hakkında varsayıma dayalı hesap yapmamalıdır.

Özellikle takı torbası veya sandığına bırakılan ekonomik değerlerde, görüntüden açıkça tespit edilemeyen bir miktarın yalnız tahminle gram altına çevrilmesi sağlıklı değildir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 18.02.2025 tarihli, 2024/9259 E., 2025/1648 K. sayılı kararında, bilirkişinin takı torbasındaki ekonomik değerlerin cins ve gramajını hangi temele göre belirlediğinin rapordan anlaşılamaması eleştirilmiştir.

Bu nedenle bilirkişi raporunda mümkün olduğu ölçüde hangi ziynetin hangi görüntüden belirlendiği, cinsi, sayısı, ayarı ve gramaj hesabının dayanağı gösterilmelidir. Böylece raporun mahkeme ve taraflar tarafından denetlenmesi mümkün olur.

Davalının Cevap Dilekçesindeki Kabuller İspatı Nasıl Etkiler?

Ziynet davalarında cevap dilekçesi yalnız hukuki savunmaların değil, maddi vakıalara ilişkin kabullerin de bulunduğu bir metin olabilir.

Davalı ziynetleri hiç almadığını söyleyebilir. Buna karşılık aynı dilekçede veya yargılamanın başka bir aşamasında “Altınları birlikte bozdurduk”, “Arabayı bu bileziklerle aldık”, “Düğün borcunu ödedik”, “Kasaya koyduk” ya da “Daha sonra kendisine geri verdim” şeklinde açıklama yapıyorsa, bu beyanlar ziynetlerin akıbetinin belirlenmesinde ayrıca değerlendirilmelidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 16.04.2024 tarihli, 2023/6153 E., 2024/2460 K. sayılı kararında, davalı erkeğin ziynetlerin bozdurularak yurt içi ve yurt dışı gezilerinde kullanıldığını kendi dilekçesinde açıklaması ispat değerlendirmesinde etkili olmuştur. Davalı, ziynetlerin kadın tarafından geri istenmemek üzere verildiğini kanıtlayamamıştır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 04.02.2026 tarihli, 2025/7140 E., 2026/1076 K. sayılı kararında da yedi bileziğin araç alımında kullanıldığı davalının açıklamasından anlaşılmış ve daha sonra geri istememe vakıasının ispatı üzerinde durulmuştur.

Bu nedenle davalının cevap dilekçesi, hangi vakıaların gerçekten çekişmeli kaldığını belirlemek bakımından dikkatle incelenmelidir.

Ziynet Davasında Yemin Deliline Ne Zaman Başvurulabilir?

Ziynetlerin teslimi veya geri verilmesi kimi zaman yalnız eşlerin bulunduğu bir ortamda gerçekleşmiş olabilir. Tanık, yazışma veya banka kaydı bulunmadığı hâllerde yemin delili önem kazanabilir.

Ancak yemin, mahkemenin davanın sonunda taraflara kendiliğinden sunacağı genel bir ispat imkânı değildir. Tarafın usulüne uygun şekilde yemin deliline dayanmış olması gerekir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 09.10.2024 tarihli, 2024/3958 E., 2024/7150 K. sayılı kararında, davalı erkek cevap dilekçesinde yemin deliline dayanmasına rağmen yemin teklif etme hakkı kullandırılmadan hüküm kurulması eksik inceleme kabul edilmiştir.

Buna karşılık Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 23.12.2025 tarihli, 2024/10485 E., 2025/11756 K. sayılı kararında, kadın ziynetlerin davalı tarafından alındığını yeterli delille ispatlayamamış ve yemin deliline de dayanmamıştır. Bu durum da ziynet talebinin reddi yönündeki değerlendirmede belirtilmiştir.

Bu nedenle yemin deliline dayanılıp dayanılmayacağı, diğer deliller sonuç vermedikten sonra değil, dava ve cevap dilekçeleri hazırlanırken değerlendirilmelidir.

Altın Davasında İspat Yükü Hakkında Sık Sorulan Sorular

Altın davasında ispat yükü kadında mı, erkekte mi?

İspat yükü, tarafların hangi vakıada anlaşamadığına göre belirlenir. Kadın ziynetlerin kocası tarafından alındığını ileri sürüyor ve erkek bunu tamamen inkâr ediyorsa, kural olarak ziynetlerin davalı tarafından alındığını kadın ispatlar. Erkek ziynetleri aldığını kabul edip daha sonra geri verdiğini veya kadının bunları geri istememek üzere verdiğini savunuyorsa, bu yeni vakıaların ispatı davalıya düşebilir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.06.2020 tarihli, 2017/3-1055 E., 2020/367 K. sayılı kararı salt inkâr hâlinde ispat yükünün davacıda kaldığını; 10.11.2020 tarihli, 2017/3-1509 E., 2020/863 K. sayılı kararı ise ziynetlerin teslim alındığı veya kullanıldığı kabul edildiğinde geri alınmamak üzere verildiğini ispat yükünün davalıya geçebileceğini ortaya koymaktadır.

Düğün videosu varsa altın davası kesin kazanılır mı?

Düğün videosu, ziynetlerin düğün tarihinde var olduğunu ve görüntünün elverdiği ölçüde cins ve miktarını ispatlayabilir. Ancak altınların yıllar sonra kimin elinde kaldığını veya koca tarafından alındığını tek başına göstermez.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 23.12.2025 tarihli, 2024/10485 E., 2025/11756 K. sayılı kararında, ziynetlerin davalı tarafından alındığını doğrulayan doğrudan delil bulunmadığı ve tanıkların bu konudaki bilgilerinin kadından duyuma dayandığı gerekçesiyle talep ispatlanmış sayılmamıştır.

Altın davasında tanık yeterli olur mu?

Tanık anlatımıyla ziynetlerin varlığı, teslimi veya alınması ispatlanabilir. Ancak tanığın olay hakkında doğrudan bilgi sahibi olması önemlidir. Altınların teslim edildiğini bizzat gören tanık ile yalnız davacının anlattıklarını aktaran tanığın ispat gücü aynı değildir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 27.09.2023 tarihli, 2022/10390 E., 2023/4218 K. sayılı kararında doğrudan tanık anlatımları yeterli kabul edilirken, 15.05.2024 tarihli, 2023/1381 E., 2024/3494 K. sayılı kararda soyut ve duyuma dayalı tanık beyanları yeterli görülmemiştir.

Kadının annesi, babası veya kardeşi tanık olabilir mi?

Yakın akrabalık tanığın beyanını kendiliğinden geçersiz hâle getirmez. Tanığın hangi olayı bizzat gördüğü ve anlatımının diğer delillerle uyumu değerlendirilir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.06.2020 tarihli, 2017/3-1055 E., 2020/367 K. sayılı kararında davalı erkeğin babası ve kardeşinin anlatımları kadın lehine değerlendirilmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 20.11.2025 tarihli, 2025/1682 E., 2025/9985 K. sayılı kararında da kadının babasının doğrudan bilgisine dayanan anlatımı belirli ziynetler yönünden yeterli bulunmuştur.

Koca “Altınları aldım ama geri verdim” derse kim ispatlar?

Ziynetleri teslim aldığını kabul eden davalı, artık teslim alma vakıasını inkâr etmiyor demektir. Uyuşmazlık altınların sonradan geri verilip verilmediği üzerinde toplanır ve iade edildiğini ileri süren davalının bu vakıayı ispatlaması gerekir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 04.04.2024 tarihli, 2023/5704 E., 2024/2402 K. sayılı kararında davalının daha sonra ileri sürdüğü iade savunmasını ispatlayamadığı kabul edilmiştir.

Koca “Altınları birlikte bozdurduk” derse kadın artık geri isteyemez mi?

Ziynetlerin kadının rızasıyla bozdurulmuş olması tek başına iade hakkını ortadan kaldırmaz. Davalı, ziynetlerin kadın tarafından geri istenmemek üzere verildiğini ileri sürüyorsa bu hususun ayrıca ispatlanması gerekir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.11.2020 tarihli, 2017/3-1509 E., 2020/863 K. ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 16.04.2024 tarihli, 2023/6153 E., 2024/2460 K. sayılı kararlarında bu ayrım benimsenmiştir.

Altınlarla araba alınmışsa bilezikler geri istenebilir mi?

Araç alımında kullanılmış olması ziynet alacağını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 04.02.2026 tarihli, 2025/7140 E., 2026/1076 K. sayılı kararında, araç alımında kullanılan yedi bileziğin kadın tarafından geri istenmemek üzere verildiğini davalı ispatlayamadığından bu bilezikler yönünden talebin kabul edilmesi gerektiğine karar verilmiştir.

Altınlarla ev alınmışsa kadın ziynetlerini ayrıca isteyebilir mi?

Ziynetlerin ev alımında kullanılması da tek başına iade hakkını sona erdirmez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2020 tarihli, 2017/2-2443 E., 2020/918 K. sayılı kararında, varlığı ve ev alımında kullanıldığı ispatlanan sekiz bilezik yönünden talep kabul edilmiştir.

Ancak aynı ekonomik değer mal rejiminin tasfiyesinde de talep ediliyorsa mükerrer tahsilata yol açılmaması ayrıca gözetilmelidir.

Kadının babaevine altınsız gitmesi yeterli midir?

Her durumda yeterli değildir. Kadının babaevine geldiğinde üzerinde ziynet bulunmaması yalnız o andaki durumu gösterir. Ziynetlerin koca tarafından alındığı veya kadının ortak konuttan bunları alamadan ayrılmak zorunda kaldığı ayrıca ispatlanmalıdır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 25.12.2025 tarihli, 2025/5656 E., 2025/12039 K. sayılı kararında babaevine altınsız dönüldüğünü belirten tanık anlatımları bu vakıaları ispatlamaya yeterli görülmemiştir.

Şiddet nedeniyle evden ayrılan kadın ziynetlerini alamadığını da ispatlamalı mıdır?

Şiddet nedeniyle ani ve zorunlu ayrılış, kadının ziynetlerini yanında götürememesini açıklayabilir. Ancak bunun somut olayda ortaya konulması gerekir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 17.11.2025 tarihli, 2025/3480 E., 2025/9700 K. sayılı kararında, şiddet nedeniyle zorunlu olarak ortak konuttan ayrıldığını ve bu nedenle ziynetlerini alamadığını ileri süren kadının bu vakıaları ispatlaması gerektiği kabul edilmiştir.

WhatsApp konuşmaları altın davasında delil olur mu?

Olabilir. Özellikle karşı taraf mesajın kendisine ait olduğunu inkâr etmiyor ve yazışmada altınları aldığını, kasada tuttuğunu, bozdurduğunu veya geri vereceğini söylüyorsa mesajlar ziynetlerin akıbetinin belirlenmesinde önemli rol oynayabilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 04.04.2024 tarihli, 2023/5704 E., 2024/2402 K. sayılı kararında inkâr edilmeyen mesajlar ispat yükünün değerlendirilmesinde belirleyici olmuştur.

Ortak banka kasasındaki altınlar eşlerin ortak malı mıdır?

Kasanın iki eş tarafından kullanılması, içindeki ziynetlerin de kendiliğinden ortak olduğu anlamına gelmez. Önce ziynetlerin kime ait olduğu belirlenir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 21.02.2024 tarihli, 2023/3571 E., 2024/1084 K. sayılı kararında, her iki eşin münferiden açabildiği ortak kasadaki malların aidiyetinin ayrıca belirlenmesi gerektiği kabul edilmiştir.

Ortak kasadan altınları kimin aldığını nasıl ispatlarım?

Kasa sözleşmesi, erişim yetkileri ve kasa ziyaret kayıtları önem taşır. Her iki eşin de münferit erişim yetkisi varsa kasaya son giren kişinin kim olduğu da diğer delillerle birlikte değerlendirilebilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 15.05.2024 tarihli, 2023/4246 E., 2024/3496 K. sayılı kararında, kadının kasaya münferit giriş yetkisinin bulunması ve kasaya son giren kişi olması ziynetlerin erkek tarafından alındığı iddiasının değerlendirilmesinde dikkate alınmıştır.

Altınlar erkeğin banka hesabına yatırılmışsa kadın geri isteyebilir mi?

Ziynetlerin bozdurularak erkeğin hesabına yatırılması, ziynet alacağını sona erdirmez. Ziynetlerin kadına ait olduğu ve bedelinin erkeğin hesabına geçtiği ispatlandığında, erkeğin bunların geri istenmemek üzere verildiğini ileri sürmesi hâlinde bu savunmasını ispatlaması gerekir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 27.02.2024 tarihli, 2022/10989 E., 2024/1262 K. sayılı kararında bu nitelikte bir ziynet talebi kabul edilmiştir.

Kayınvalide altınları aldıysa yalnız kocaya dava açmak yeterli midir?

Bunun için tek bir kural yoktur. Ziynetleri kimin teslim aldığı, kimin hâkimiyetinde tuttuğu, kim tarafından kullanıldığı ve kocanın işlemdeki rolü belirlenmelidir. Kayınvalide veya kayınpederin kendi adına ziynetleri alması ile kocanın adına yalnız muhafaza etmesi aynı hukuki durum değildir.

Ziynet davasında yemin teklif edilebilir mi?

Usulüne uygun şekilde yemin deliline dayanılmışsa mümkündür. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 09.10.2024 tarihli, 2024/3958 E., 2024/7150 K. sayılı kararında, yemin deliline dayanan davalıya bu hakkı kullandırmadan hüküm kurulması bozma nedeni sayılmıştır.

Erkeğe düğünde takılan altınları kadın isteyebilir mi?

Güncel Yargıtay uygulamasında artık düğünde erkeğe takılan her ekonomik değerin otomatik olarak kadına ait olduğu kabul edilmemektedir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 04.04.2024 tarihli, 2023/5704 E., 2024/2402 K. sayılı kararında, öncelikle tarafların anlaşmasına, ardından ispatlanan örf ve âdete; bunların bulunmaması hâlinde ise takının kime verildiğine ve eşyanın niteliğine göre aidiyet belirlenmiştir. Bu yaklaşım 18.02.2025 tarihli, 2024/9259 E., 2025/1648 K. sayılı kararda da sürdürülmüştür.

Çocuğa doğumda veya sünnette takılan altınları anne ya da baba isteyebilir mi?

Çocuğa veya çocuk adına takılan altınlar çocuğun malıdır. Anne ya da baba bunları kendi ziynet alacağı olarak isteyemez. Çocuk küçükse talep çocuk adına yasal temsil yoluyla; çocuk ergin olmuşsa bizzat çocuk tarafından ileri sürülür.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 24.04.2024 tarihli, 2022/10924 E., 2024/2773 K. ve 23.05.2024 tarihli, 2023/9439 E., 2024/3771 K. sayılı kararları çocuk adına verilen altınların çocuğun malvarlığına ait olduğunu kabul etmektedir.

Kaynakça

Mevzuat

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 6
Kanunda aksine bir düzenleme bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı vakıaları ispatlamakla yükümlüdür.

Türk Medeni Kanunu m. 122-123
Nişanlılığın evlenme dışında sona ermesi hâlinde alışılmışın dışındaki hediyelerin geri verilmesini ve nişanlılıktan doğan dava haklarının bir yıllık zamanaşımı süresini düzenler.

Türk Medeni Kanunu m. 220 ve m. 222
Kişisel malları ve bir malın eşlerden hangisine ait olduğunun ispatına ilişkin kuralları düzenler.

Türk Medeni Kanunu m. 342, m. 352, m. 362, m. 363 ve m. 426/2
Çocuğun yasal temsili, çocuk mallarının yönetimi ve teslimi ile menfaat çatışması hâlinde temsil kayyımı atanmasına ilişkin hükümleri içerir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 190
İspat yükünün kural olarak ileri sürülen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğunu düzenler.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 191
İspat yükünü taşımayan tarafın karşı ispat faaliyeti yürütmesine imkân verir. Karşı delil sunulması tek başına ispat yükünün yer değiştirdiği anlamına gelmez.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 199
Elektronik veriler de dâhil olmak üzere uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli verilerin belge niteliğini düzenler.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 203
Senetle ispat zorunluluğunun istisnalarını düzenler ve eşler arasındaki hukuki işlemler bakımından önem taşır.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 227 ve devamı
Yemin delilinin konusu ve uygulanmasına ilişkin hükümleri düzenler.

Yargıtay Kararları

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 09.06.2020, 2017/3-1055 E., 2020/367 K.
Davalının ziynetleri hiç almadığını savunması hâlinde ispat yükünün davacıda kaldığı; somut olayda ise davalının babası ve kardeşinin anlatımlarıyla ziynetlerin erkeğe teslim edildiğinin ispatlandığı kabul edilmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 10.11.2020, 2017/3-1509 E., 2020/863 K.
Ziynetlerin teslim alındığını veya kullanıldığını kabul eden davalının, bunların kadın tarafından geri alınmamak üzere verildiğini ispatlaması gerektiği benimsenmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 18.11.2020, 2017/2-2443 E., 2020/918 K.
Ziynetlerin varlığı, davalının hâkimiyetine geçmesi ve kadının ortak konuttan ayrılırken bunları götürmesinin mümkün olup olmadığı ayrı ispat konuları olarak değerlendirilmiş; varlığı ve ev alımında kullanıldığı ispatlanan sekiz bilezik yönünden talep kabul edilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 25.10.2022, 2022/4686 E., 2022/8485 K.
Tanıkların bildirdiği ziynet miktarı ile düğün görüntüleri ve bilirkişi raporu arasındaki önemli çelişkinin açıklattırılması gerektiği kabul edilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 30.05.2023, 2022/10880 E., 2023/2739 K.
Ortak banka kasasına konulan 10 bileziğin erkek tarafından alındığının fotoğraf, tanık ve bilirkişi incelemesiyle ispatlandığı kabul edilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 27.09.2023, 2022/10390 E., 2023/4218 K.
Ziynetlerin varlığı ile kayınvalide tarafından alınıp geri verilmediğinin doğrudan tanık anlatımlarıyla ispatlanabileceği kabul edilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 17.10.2023, 2023/6017 E., 2023/4807 K.
Bozdurulan ziynetlerden elde edilen paranın banka hesabında izlenmesi ve daha sonra erkeğin ailesine ait bir borçta kullanılması, mesajlarla birlikte değerlendirilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 18.01.2024, 2022/10666 E., 2024/388 K.
Ziynet talebinin yalnız düğünde takılan altınlarla sınırlı olmadığı; kadının kendi birikimiyle edindiği ziynetlerin de aidiyet ve ispat kuralları çerçevesinde talep edilebileceği değerlendirilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 21.02.2024, 2023/3571 E., 2024/1084 K.
Her iki eş tarafından münferiden açılabilen ortak banka kasasının kullanılması ile kasa içindeki değerlerin mülkiyetinin ayrı meseleler olduğu kabul edilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 27.02.2024, 2023/8751 E., 2024/1231 K.
Takı kutusunu gören tanığın kutunun içindeki ziynetlerin cins ve miktarını gerçekten görüp görmediğinin açıklattırılması ve banka kasası iddiasının araştırılması gerektiği kabul edilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 27.02.2024, 2022/10989 E., 2024/1262 K.
Bozdurulan ziynet bedelinin erkek adına banka hesabına yatırıldığı uyuşmazlıkta ziynet alacağının kabulüne ilişkin hüküm onanmıştır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 04.04.2024, 2023/5704 E., 2024/2402 K.
Düğün takılarının aidiyetine ilişkin uygulama değiştirilmiş; aynı kararda davalının ziynetleri daha sonra iade ettiğini ileri sürmesi üzerine iade vakıasının ispatı kendisine yüklenmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 16.04.2024, 2023/6153 E., 2024/2460 K.
Ziynetlerin gezilerde kullanılmak üzere bozdurulduğunu kabul eden davalının, bunların kadın tarafından geri istenmemek üzere verildiğini ispatlayamadığı kabul edilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 24.04.2024, 2022/10924 E., 2024/2773 K.
Ortak çocuğun doğumunda çocuğa takılan altınların çocuğun malvarlığına ait olduğu kabul edilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 15.05.2024, 2023/1381 E., 2024/3494 K.
Soyut ve davacıdan duyuma dayalı tanık anlatımlarının ziynetlerin davalı tarafından alındığını ispatlamaya yeterli olmadığı kabul edilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 15.05.2024, 2023/4246 E., 2024/3496 K.
Banka kasasına münferiden erişebilen ve kasa kayıtlarına göre son ziyareti kendisi yapan kadının, ziynetlerin erkek tarafından alındığı iddiasını ispatlayamadığı kabul edilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 21.05.2024, 2024/3085 E., 2024/3672 K.
Nişan, düğün ve düğün sonrasında verilen ziynetler değerlendirilmiş; erkeğe takılan belirli çeyrek altınların erkeğin kişisel malı olduğu kabul edilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 23.05.2024, 2023/9439 E., 2024/3771 K.
Sünnet ve yaş günlerinde çocuğa takılan altınların çocuğa ait olduğu ve baba tarafından kendi adına talep edilemeyeceği kabul edilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 09.10.2024, 2024/3958 E., 2024/7150 K.
Yemin deliline dayanan tarafın yemin teklif etme hakkı kullandırılmadan hüküm kurulması eksik inceleme sayılmıştır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 18.02.2025, 2024/9259 E., 2025/1648 K.
Düğün takılarının aidiyetine ilişkin 2024 yılında benimsenen yaklaşım sürdürülmüş; bilirkişinin görüntülerden belirlediği ziynetlerin cins ve gramajının dayanağını açıklaması gerektiği kabul edilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 17.11.2025, 2024/8517 E., 2025/9718 K.
Ziynetlerin erkek tarafından alınarak onun borçlarında kullanıldığını ileri süren kadının bu vakıaları ispatlayamadığı kabul edilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 17.11.2025, 2025/3480 E., 2025/9700 K.
Şiddet nedeniyle zorunlu biçimde ortak konuttan ayrıldığını ve ziynetlerini yanında götüremediğini ileri süren kadının bu vakıaları ispatlaması gerektiği kabul edilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 20.11.2025, 2025/1682 E., 2025/9985 K.
Kadının babasının doğrudan bilgisine dayanan anlatımıyla belirli ziynetlerin erkek tarafından alındığı kabul edilmiş; diğer ziynetlerin akıbeti ayrıca değerlendirilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 23.12.2025, 2024/10485 E., 2025/11756 K.
Ziynetlerin erkek tarafından alındığına ilişkin duyuma dayalı tanık anlatımları ve başka yeterli delil bulunmaması nedeniyle talebin ispatlanamadığı kabul edilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 25.12.2025, 2025/5656 E., 2025/12039 K.
Kadının babaevine ziynetsiz dönmesi, tek başına ziynetlerin erkek tarafından zorla alındığını veya kadının bunları alamadan evden çıkarıldığını ispatlamaya yeterli görülmemiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 04.02.2026, 2025/7140 E., 2026/1076 K.
Araç alımında kullanılan yedi bileziğin kadın tarafından geri istenmemek üzere verildiğini davalı ispatlayamadığından bu bilezikler yönünden talebin kabul edilmesi gerektiğine karar verilmiştir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 11.06.2013, 2013/8283 E., 2013/10249 K.
Çocuğun doğumunda çocuğa takılan ziynetlerin anne tarafından kendi adına talep edilemeyeceği; çocuk adına talepte bulunulacaksa yasal temsil kurallarına göre hareket edilmesi gerektiği kabul edilmiştir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 20.10.2014, 2014/14502 E., 2014/13573 K.
Nişanın sona ermesi hâlinde alışılmışın dışındaki ziynetlerle olağan hediyeler arasında ayrım yapılmıştır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 30.10.2018, 2017/158 E., 2018/10751 K.
Nişan nedeniyle verildiği ve nişan sona erdikten sonra geri verilmediği ileri sürülen hediyeler bakımından ispat yükü değerlendirilmiştir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 14.11.2018, 2017/2557 E., 2018/11559 K.
Nişanın evlilik gerçekleşmeden sona ermesi hâlinde alışılmışın dışındaki hediyelerin geri istenmesinde kusurun belirleyici olmadığı kabul edilmiştir.

İlginizi çekebilir:  Boşanma Davasını Kadın Açarsa Nafaka Alabilir mi? Davayı Önce Kim Açmalı?

Yorum yapın